MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9777 ▲ %0,02
EURO 53,6423 ▲ %0,53
ALTIN 6.614,17 ▲ %0,92

20 Yıl Sonra Çözülen Sır: Tüfek Dipçiğindeki İz

Sessizliğin Ardındaki Karanlık Miras

İnsanoğlu unutmaya meyillidir; ancak nesneler ve deliller asla unutmaz. Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde 2006 yılında bir adam, Hamdi Karakuş, arkasında tek bir iz bırakmadan buhar olup uçtuğunda takvimler 1 Nisan’ı gösteriyordu. O gün başlayan sessizlik tam yirmi yıl sürdü. Bir insanın yaşamının, bir dosya klasöründe tozlanmaya terk edilmesi toplumun en büyük ayıplarından biridir. Ancak bugün, o tozlu rafların arasından çıkan küçük bir ayrıntı, vicdanları yeniden titretti. Adalet bazen çok yavaş hareket eder ama sonunda mutlaka menziline ulaşır.

Sivrihisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma, İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JASAT ekiplerinin titiz çalışmasıyla bambaşka bir boyuta evrildi. Üç yıl önce kurulan özel ekip, aslında bir cinayetin anatomisini değil, bir toplumun nasıl sustuğunu inceledi. 2006 yılında gerçekleşen bir kavga sonrası adli emanete kaldırılan ve orada unutulan bir tüfek dipçiği, yirmi yıl sonra teknolojinin yardımıyla konuştu. Yapılan incelemede, dipçik üzerindeki DNA örneklerinin kayıp Hamdi Karakuş’a ait olduğu kesinleşti. Bu, adaletin soğuk ve keskin yüzünün yıllar sonra yeniden belirmesiydi.

Adli Emanette Unutulan Çığlık

Haberin detaylarına indikçe trajedinin boyutu daha da katmerleniyor. 12 şüpheli gözaltına alındı. Bu insanlar yirmi yıl boyunca hiçbir şey olmamış gibi aramızda dolaştı, çay içti, belki de Karakuş ailesinin yüzüne baktı. Hamdi Karakuş’un kardeşi Semra Dönmez’in anlattıkları ise insanın kanını donduracak cinsten. Karakuş’un kaybolmadan sadece bir yıl önce, 2005 yılında kendilerini jandarma olarak tanıtan kişilerce kaçırılıp darp edildiği ve Ankara’da bir köprü altına atıldığı ortaya çıktı. Bu, organize bir kötülüğün habercisiydi ancak o dönemde gereken adımlar atılamamıştı.

Semra Dönmez, ağabeyinin husumetlileri tarafından yok edildiğinden emin. En acısı ise 90 yaşındaki bir annenin her gün kapıya bakarak evladının en azından bir mezarı olması için dua etmesi. Bir anne için evladının ölmüş olması değil, onun bir mezarının bile olmaması en büyük azaptır. JASAT ekiplerinin üç yıllık amansız takibi, sadece katilleri bulmak için değil, o yaşlı kadının duasını gerçekleştirmek için de verilen bir mücadeledir.

Toplumsal Hafıza ve Geç Gelen Adalet

Bu olay bize gösteriyor ki, hiçbir suç kusursuz değildir; sadece yeterince derin araştırılmamış vakalar vardır. 20 yıl önce kapatılan bir dosyanın, bugün bir tüfek dipçiği sayesinde yeniden açılması, suçlular için artık hiçbir yerin güvenli olmadığının kanıtıdır. 12 şüphelinin jandarmadaki sorgusu devam ederken, Sivrihisar’daki bu derin sessizliğin hangi itiraflarla bozulacağını zaman gösterecek. Ancak asıl mesele, bu yirmi yıl boyunca kimlerin neyi bildiği ve neden sustuğudur. Adalet sadece suçluyu cezalandırmak değil, toplumun kaybettiği güven duygusunu da iade etmektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir