MENÜ
07 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

19 Ülke ve Uluslararası Kuruluşlardan İsrail’e Sert Kınama

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 19 ülke ile Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) genel sekreterleri, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü genişletme kararlarına karşı ortak bir bildiri yayımladı. Brezilya, Danimarka, Endonezya, Fransa, Filistin, Finlandiya, İspanya, İsveç, İrlanda, İzlanda, Katar, Lüksemburg, Mısır, Norveç, Portekiz, Slovenya, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanlarının imzasını taşıyan açıklamada, İsrail’in son dönemde aldığı kararların en güçlü şekilde kınandığı vurgulandı. Metinde, bölgedeki işgal rejiminin derinleşmesi ve Filistin topraklarının sözde “devlet arazisi” olarak sınıflandırılmasına yönelik sert eleştiriler yer aldı.

İsrail’in attığı bu adımlar, Batı Şeria’daki demografik ve coğrafi yapıyı kalıcı olarak değiştirmeyi hedefleyen bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor. Batı Şeria, yaklaşık 5 bin 600 kilometrekarelik bir alanı kapsayan, stratejik önemi yüksek ve tarih boyunca medeniyetlerin kesişme noktası olmuş bir bölgedir. Günümüzde milyonlarca Filistinliye ev sahipliği yapan bu topraklar, uluslararası hukuk nezdinde işgal altındaki bölge statüsünde bulunuyor. Bölgedeki yerleşim faaliyetlerinin hızlanması, sadece yerel halkın yaşam alanlarını daraltmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgesel güvenliği de doğrudan tehdit ediyor.

Uluslararası Hukukun Bariz İhlali ve Diplomatik Süreçler

Ortak bildiride, İsrail’in yasa dışı yerleşim politikalarının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına ve Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) 2024 tarihli istişari görüşüne aykırı olduğu net bir şekilde ifade edildi. Uluslararası hukuk çerçevesinde, işgalci bir gücün işgal altındaki topraklarda kalıcı demografik değişiklikler yapması ve mülkiyet haklarını gasp etmesi yasaklanmıştır. Bu noktada Uluslararası Adalet Divanı, devletler arasındaki uyuşmazlıkları çözen ve BM’nin temel yargı organı olarak görev yapan bir kurumdur. Divan’ın sunduğu görüşler, dünya kamuoyu ve uluslararası ceza hukuku süreçleri için emsal teşkil eden bir hukuki temel sunmaktadır.

Dışişleri bakanları, İsrail hükümetine bu kararları derhal geri çekme çağrısında bulunarak, fiilî ilhak çabalarının kabul edilemez olduğunu belirtti. Özellikle E1 projesi gibi stratejik bölgelerdeki yerleşimlerin onaylanması, iki devletli çözüm umutlarını baltalayan en kritik hamlelerden biri olarak görülüyor. Bildiride, 1967 sınırları temelinde, bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulmasının bölgesel barış için tek yol olduğu hatırlatıldı. Bu süreçlerin takibi, uluslararası diplomasi koridorlarında “iki devletli çözüm” vizyonunun korunması adına büyük önem taşıyor.

Bölgesel İstikrar ve İnsani Yardımların Sürdürülebilirliği

Diplomatik tepkinin bir diğer önemli ayağını ise ekonomik ve insani kriz oluşturuyor. Bakanlar, İsrail’in Filistin Yönetimi’ne ait vergi gelirlerini alıkoymasını eleştirerek, bu fonların derhal serbest bırakılması gerektiğini ifade etti. Paris Protokolü kapsamında aktarılması gereken bu gelirler, Gazze ve Batı Şeria’daki eğitim, sağlık ve güvenlik gibi temel kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği için hayati önem taşımaktadır. Ekonomik baskıların artması, bölgedeki sosyal huzursuzluğu tetikleme riski taşırken, insani krizin derinleşmesine yol açmaktadır.

Son olarak bildiride, Kudüs’teki kutsal mekânların tarihi ve hukuki statüsünün korunmasının altı çizildi. Özellikle Ramazan ayı gibi hassas dönemlerde, statükoya yönelik ihlallerin bölgesel bir çatışmayı tetikleyebileceği uyarısı yapıldı. 19 ülkeden oluşan bu geniş koalisyon, Ortadoğu’da adil ve kalıcı bir barışın tesisi için uluslararası toplumun somut adımlar atması gerektiği konusundaki sarsılmaz bağlılığını tüm dünyaya ilan etti. Türkiye ve paydaş ülkeler, bölgedeki gerilimi düşürmek adına diplomatik temaslarını sürdüreceklerini bir kez daha teyit etti.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir