Türkiye’nin ikinci el araç piyasasında yaşanan hukuki boşluklar ve bürokratik denetim yetersizlikleri, dürüst vatandaşı ‘mağdur’ sıfatıyla karşı karşıya bırakmaya devam ediyor. Giresun’un Bulancak ilçesinde yaşayan iş adamı Dursun Karahasan’ın başına gelenler, mülkiyet hakkı ve devletin resmi kurumlarına olan güvenin sorgulanmasına neden olan çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. Yaklaşık bir yıl önce büyük bir titizlikle, tüm yasal prosedürleri yerine getirerek satın aldığı lüks aracın, bir polis kontrolünde ‘gümrük kaçağı’ iddiasıyla elinden alınması, sistemdeki derin çatlakları bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
İş adamı Karahasan, 2010 model lüks cipini bir oto galeriden, devletin en güvenilir kapısı olan noter huzurunda devraldı. Satın alma sürecinde ekspertiz kontrollerini yaptıran, aracın geçmişine dair sorgulamalarda herhangi bir şerhe rastlamayan Karahasan, bir yıl boyunca vergisini ödeyip muayenesini yaptırdığı aracını huzurla kullandı. Ancak geçtiğimiz akşam rutin bir trafik uygulamasında durdurulan Karahasan, hiçbir gerekçe gösterilmeden aracına el konulduğunu ve otoparka çekildiğini öğrendiğinde büyük bir şok yaşadı. Yapılan derinlemesine araştırmada, aracın gümrük mevzuatına aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle hakkında yakalama kararı olduğu ortaya çıktı.
Sistemdeki Açıklar ve İyiniyetli Alıcının Korunması Sorunu
Haberin en can alıcı noktası ise aracın geçmişine dair ortaya çıkan verilerde gizli. Söz konusu lüks cipin, Karahasan’a gelene kadar tam 19 kez el değiştirdiği belirlendi. Bir aracın 14 yıl boyunca 19 farklı kişiye noter huzurunda satılması, her defasında devletin denetiminden geçmesi ancak gümrükle ilgili sorunun hiçbir aşamada tespit edilememesi, hukukçuları ve sektör temsilcilerini hayrete düşürüyor. Karahasan, “Devletin noterine güvenip aldım. 19 kez satılmış bir araçta bugüne kadar neden bir sorun görünmedi? Eğer bu araçta bir usulsüzlük varsa, neden faturası son kullanıcıya kesiliyor?” diyerek haklı bir isyanda bulunuyor.
Uzmanlar, bu tür vakaların genellikle ‘gri borsa’ olarak adlandırılan, ithalat aşamasında eksik beyan veya düşük matrahla gümrükten geçirilen araçlarda yaşandığına dikkat çekiyor. Gümrük müdürlüklerinin yıllar sonra yaptığı geriye dönük incelemeler neticesinde ortaya çıkan bu durum, Türk Medeni Kanunu’nun ‘iyiniyetli alıcıyı’ koruyan prensipleriyle çelişiyor. Mevcut sistemde, gümrükteki bir hata veya kasıtlı usulsüzlük, aracı yıllar sonra piyasa fiyatından satın alan ve tüm vergilerini ödeyen vatandaşı doğrudan hedef alıyor.
İkinci El Araç Piyasasında Güven Bunalımı Kapıda
Dursun Karahasan’ın yaşadığı bu mağduriyet, sadece bireysel bir kayıp değil, aynı zamanda ikinci el araç piyasasının kalbine saplanan bir hançer niteliğinde. Vatandaşların noter onaylı satışlara dahi kuşkuyla yaklaşmasına neden olacak bu tür olaylar, ticari hayatın akışını bozma potansiyeli taşıyor. Hukuk otoriteleri, gümrük, emniyet ve noterlik sistemleri arasında gerçek zamanlı ve tam entegre bir veri paylaşımının aciliyetine vurgu yapıyor. Aksi takdirde, gümrükten geçen bir aracın faturasının on dördüncü yılında masum bir alıcıya çıkarılması, mülkiyet hakkının kutsallığına gölge düşürmeye devam edecektir. Karahasan şimdi, hem maddi kaybını telafi etmek hem de hukuki güvenliğin tesisi için yargı yolunda hakkını aramaya hazırlanıyor.






