Karanlık Oda 17 Yıl Sonra Aydınlandı
Adalet mekanizması bazen kaplumbağa hızıyla ilerler ama o çarklar bir kez dönmeye başladı mı, kaçış yoktur. 2008 yılının tozlu raflarında kalan, Hayrettin Çavuş Mahallesi’ndeki o korkunç olay, tam 17 yıl sonra nihayet aydınlığa kavuştu. Müzeyyen Hiçgüngörmez’in kendi evinde, boğazı kesilerek katledilmesi o dönem sadece bir mahallenin değil, tüm Türkiye’nin vicdanını yaralamıştı. Olay yerinde bulunan tiner kokusu ve yarı çıplak haldeki maktulün görüntüsü zihinlerden silinmemişken, failin bir hayalet gibi kayıplara karışması toplumun güvenlik algısına ağır bir darbe vurmuştu. Ancak unutulan bir şey var: Teknoloji ve bilim, suçlunun en büyük kabusudur.
Hata Payı Sıfır: DNA Testi Yalan Söylemez
Faili meçhul dosyaların devlete ve topluma maliyeti sadece manevi değildir; bu dosyalar açık kaldığı sürece adalet sisteminin üzerinde birer kambur olarak kalır. 1 Kasım 2025 tarihinde Eyüpsultan’da yaşanan o hareketli dakikalar, aslında 17 yıllık bir hesabın kapanış perdesiydi. Başka bir suçtan gözaltına alınmak istenen Orhan B., polise direnirken kendi silahıyla kendini vurunca hastaneye kaldırıldı. İşte o an, sistem tıkır tıkır işlemeye başladı. Edirne Yarı Açık Cezaevi’nden firar ettiği belirlenen bu şahıstan alınan kan ve DNA örnekleri, İstanbul Polis Kriminal Laboratuvarı’nda 2008 yılındaki cinayet mahallinden alınan biyolojik bulgularla eşleştirildi. Sonuç? Tam isabet.
Güvenlik Sistemindeki Çatlakların Maliyeti
Bir ekonomi şefi olarak şunu açıkça söyleyeyim: Bu olay sadece bir asayiş vakası değil, aynı zamanda bir ‘sistem verimliliği’ meselesidir. 35 yılın üzerinde hapis cezası olan bir suçlunun cezaevinden firar edebilmesi, güvenlik bürokrasisindeki zafiyetin topluma kestiği faturadır. Eğer bu şahıs bir tesadüf eseri yakalanmasaydı, belki de daha onlarca insanın canını yakmaya, kamu kaynaklarını tüketmeye ve toplumsal huzuru bozmaya devam edecekti. Suçlunun 17 yıl boyunca dışarıda serbestçe gezmesi, adaletin ‘geç kalmışlık’ maliyetini artırırken, kriminal laboratuvarların yaptığı bu teknolojik devrim, devletin güvenlik yatırımının ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Zamanaşımı Değil Adalet Kazandı
Artık Marmara 3 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde demir parmaklıklar ardında olan Orhan B., sadece geçmişteki gasp ve yağma suçlarının değil, 17 yıl önce yarım bıraktığı o vahşetin de hesabını verecek. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın titiz takibiyle ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklanan zanlı, adaletin elinden hiçbir teknolojik izin kaçamayacağını tüm suç dünyasına ilan etmiş oldu. Vatandaşın huzuru için harcanan her kuruşun, bu tip karanlık dosyaların aydınlatılmasıyla anlam kazandığını görüyoruz. Hiçgüngörmez ailesi 17 yıl sonra belki biraz olsun nefes alacak ama bu gecikmiş adaletin toplumsal faturası her zaman hafızalarımızda kalacak.






