Ankara’nın Gündeminde ‘Dijital Sınır’ Operasyonu Var
Ankara’da bürokrasinin dili bazen çok soğuktur ama bu sefer konu doğrudan evimizin içine, çocuklarımızın odasına kadar giriyor. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen ve Emine Erdoğan’ın da katıldığı üst düzey toplantıda dile getirilen rakamlar, aslında hepimizin bildiği ama yüzleşmekten korktuğu bir tabloyu ortaya koydu. Artık ‘çocuğun eline tablet verip kurtulma’ devri, devletin radikal kararlarıyla resmen kapanıyor. Ankara temsilcisi olarak kulislerde ve resmi açıklamalarda gördüğüm net bir şey var: Devlet artık bu meseleyi bir eğitim meselesi değil, bir güvenlik meselesi olarak kodlamış durumda.
Her 10 Saniyede Bir Kapı Çalınıyor: ‘Gizli Salgın’
İnternet artık masum bir bilgi kaynağı ya da oyun alanı olmaktan çıktı. Paylaşılan veriler ürkütücü boyutlarda; küresel ölçekte her yıl 300 milyondan fazla çocuk çevrim içi taciz ve istismarla burun buruna geliyor. İşin daha vahim tarafı, bu vakaların sıklığının her 10 saniyede bir seviyesine kadar düşmüş olması. Emine Erdoğan’ın ‘gizli salgın’ olarak nitelendirdiği bu durum, aslında her evi, her okulu sessizce kuşatmış durumda. Çocukların uyanık oldukları sürenin yarısından fazlasını, yani yaklaşık 8,5 saatini ekranlara gömülü geçirmesi artık sadece bir alışkanlık değil, ‘dijital bir bitkisel hayat’ olarak tanımlanıyor. Eskiden ‘sansür’ denilerek geçiştirilen birçok koruma hamlesi, bugün çocukların ruhsal ve fiziksel sağlığını korumak adına kaçınılmaz bir zorunluluk haline geldi.
Meclis’teki Yeni Düzenleme: 15 Yaş Sınırı Kapıda
Peki, vatandaşın hayatında ne değişecek? İşte asıl can alıcı nokta burası. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan yeni kanun teklifi, sosyal medya kullanımına radikal bir neşter vurmaya hazırlanıyor. Planlanan düzenlemeye göre; 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal medya platformlarına erişimi kısıtlanacak. 15 yaşını doldurmuş gençler için ise yaşlarına uygun, filtrelenmiş hizmetler ve güçlü ebeveyn kontrol araçları zorunlu hale getirilecek. Bu durum sadece Türkiye’ye özgü bir ‘yasakçı zihniyet’ değil; Avustralya, Fransa ve Danimarka gibi ülkelerin de şu an en sıcak gündem maddesi. Yani dünya genelinde kontrolsüz dijitalleşmeye karşı büyük bir uyanış yaşanıyor.
Teknoloji Devlerine ‘Hesap Verebilirlik’ Zorunluluğu
Ankara’nın yeni stratejisinde sadece yasaklar yok, teknoloji devlerine yönelik çok ciddi yaptırımlar ve sorumluluklar da var. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın hazırladığı eylem planları, dev teknoloji şirketlerini ‘çocuk dostu tasarım’ yapmaya zorlayacak. Algoritmaların çocukları karanlık içeriklere, şiddete veya bağımlılığa sürüklemesine artık seyirci kalınmayacak. Eğer bir çocuk gece yarısı tek başına sokağa çıkamıyorsa, tanımadığı biriyle kuytu bir köşede konuşmasına izin verilmiyorsa, aynı kuralların dijital dünya için de geçerli olması hedefleniyor. Bu noktada devlet, dijital dünyanın ‘tekinsiz arka sokaklarına’ karşı ailelerle el ele vermeyi planlıyor.
Dijital Dadı Dönemi Sona Eriyor
Asıl mesele şu: Yetişkinler olarak ‘dijital göçmen’ etiketiyle bu dünyanın dışına itilmiştik. Çocuklar ise bu dünyanın yerlisi ilan edildi ve onlara sınır çizme hakkımız elimizden alındı. Ankara’daki bu yeni hareketlilik, ebeveynlere o kaybedilen otoriteyi geri vermeyi amaçlıyor. Dijitalleşmeyle yıkılan sınırların yeniden inşa edilmesi gerektiği vurgulanırken, gerçek özgürlüğün ‘başıboşluk’ değil, ‘eleştirel düşünebilme ve sınır çizebilme’ olduğu hatırlatılıyor. Kısacası, önümüzdeki günlerde hem Meclis’te hem de sosyal hayatta bu 15 yaş sınırını ve dijital güvenlik önlemlerini çok daha fazla konuşacağız. Çünkü artık dijital dadılarla büyüme dönemi bitiyor, bilinçli ve kontrollü bir dijital gelecek planlanıyor.





