MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9752 ▲ %0,01
EURO 53,5833 ▲ %0,40
ALTIN 6.616,40 ▲ %0,95

146 Canın Gittiği Sitede Karar: Sadece Tek Kişiye Ceza

146 Can Kaybı ve Tek Bir Mahkumiyet: Rakamlar Ne Söylüyor?

Kahramanmaraş merkezli depremlerin en acı sembollerinden biri olan Hamidiye Sitesi davasında mahkeme kararını verdi. 146 insanımızın hayatını kaybettiği bir dosyada, 16 sanıktan sadece birinin ceza alması, adalet arayan aileler için büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Analitik bir bakışla incelediğimizde, sanıkların yüzde 93’ünün beraat ettiği bir yargılama sürecinden bahsediyoruz. İşte tam olarak bu tablo, yapı denetiminden sorumlu zincirdeki halkaların ne kadar zayıf olduğunu ve ‘sorumluluk’ kavramının nasıl buharlaştığını gösteriyor.

Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanık Ahmet Kara “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 21 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Sanık Kara’nın savunmasında teknik raporları reddetmesi ve yıkımın belgelenmediğini iddia etmesi, davanın seyrindeki en dikkat çekici savunma reflekslerinden biriydi. Ancak 146 canın kaybı karşısında verilen bu tekil ceza, kamu vicdanında yankı bulmaktan oldukça uzak görünüyor.

Yan Bina Ayaktayken Hamidiye Neden Yerle Bir Oldu?

Müştekilerin duruşma salonundaki feryatları aslında teknik birer kanıt niteliğindeydi. Neslihan Kurmacı’nın mahkemeye sunduğu “Sağımızdaki ve solumuzdaki binalarda bir çizik dahi yoktu” tespiti, davanın en kritik noktasını oluşturuyor. Eğer zemin aynı zeminse ve deprem aynı şiddetteyse, neden sadece Hamidiye Sitesi kağıt gibi katlandı? Bu soru, mühendislik hatalarının ve uygulama aşamasındaki ihmallerin somut bir göstergesi olarak kayıtlara geçti.

Ailelerini kaybedenlerin hikayeleri ise rakamların ötesindeki gerçek acıyı gözler önüne seriyor. Vildan Çiftçioğlu’nun “Anne oldum ama bu sevinci annemle paylaşamadım” sözleri, bir binanın çökmesinin sadece beton yığınından ibaret olmadığını, parçalanan hayatları ve yok olan bir geleceği simgeliyor. Bu dava, teknik raporların çok ötesinde, bir toplumun adalet olan inancının sınandığı bir arena haline geldi.

Kamu Görevlilerinin Beraati ve Sorumluluk Zinciri

Davanın en tartışmalı kısımlarından biri de kamu görevlileriyle ilgili verilen karar oldu. Birleşen dosyada yargılanan 9 kamu görevlisinin tamamı beraat etti. Hukuki açıdan bakıldığında, inşaat ruhsatından denetime kadar imza yetkisi olan isimlerin yargılama sonunda suçsuz bulunması, yapı güvenliği süreçlerindeki denetim mekanizmasının sorgulanmasına neden oluyor. Bu beraat kararları, benzer felaketlerin önlenmesi noktasında caydırıcılığın nerede başladığı ve nerede bittiği sorusunu akıllara getiriyor.

Müşteki avukatlarından Feriha Cansu Aksoy’un belirttiği gibi, 146 canın yitirildiği bir olayda “bilinçli taksir” nitelendirmesi, fiilin ağırlığıyla hukuki karşılığı arasındaki dengeyi bozuyor. Aileler, kararın kesin olmadığını belirterek mücadelelerini üst mahkemelere taşıyacaklarını ifade ediyor. Hamidiye Sitesi davası, sadece geçmişin bir hesabı değil, Türkiye’deki yapı güvenliği standartlarının ne kadar ciddiye alınacağının da bir testi niteliğinde kalmaya devam edecek.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir