MENÜ
18 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 46,4521 ▲ %0,18
EURO 53,3068 ▼ %0,36
ALTIN 6.373,15 ▲ %0,45

13 Yıllık Kabus! Eşi Hem Parasını Çaldı Hem Evden Attı: Çığlık Atan Anne

Gurbetçi Annenin Yürek Burkan Kabusu: İstanbul’da Terk Edildi, Beş Kuruşu Kalmadı!

Tunus’tan iş ve seyahat hayalleriyle İstanbul’a adım atan Fouzıa Frıouı’nin, bir restoranda tanıştığı Türker Erdoğan ile evliliği, tam 13 yıl sonra inanılmaz bir dramla son buldu. Fouzıa, bu evlilikten dünyaya gelen kızı Açelya ile birlikte şimdi kelimenin tam anlamıyla beş parasız ve evsiz kalma tehdidiyle karşı karşıya. Çünkü iddialara göre eşi, evlilikleri boyunca kendisini adeta bir tutsak gibi yaşatmakla kalmadı, son darbeyi vurarak tüm birikimlerini silip süpürdü ve ortadan kayboldu!

Fouzıa’nın hikayesi, umut dolu bir başlangıcın nasıl karanlık bir kâbusa dönüşebileceğinin acı bir örneği. Kendi ifadesiyle, Türkiye’ye giysi almak ve arkadaşıyla vakit geçirmek için gelmişti. Restoranda tanıştığı Türker’e kalbini kaptırınca, bilmediği bir ülkede yeni bir hayata yelken açtı. Ancak bu yeni hayat, kısa sürede bir esarete döndü. Türker Erdoğan, iddialara göre eşinin Türkçe öğrenmesine bile engel oldu. Bu da Fouzıa’nın sosyal çevresinin kısıtlanmasına, ülkenin diline ve kültürüne adapte olamamasına yol açtı. 13 yıl boyunca evden sadece market alışverişi ve kızını okula götürmek için çıkabilen Fouzıa, bir anlamda dört duvar arasına hapsedildi. Sosyal hayatı sıfırlandı, kendi deyimiyle hiç arkadaşı olmadı. Bu durum, onun Türker Erdoğan’a olan bağımlılığını artırarak, ileride yaşayacağı felaketin temelini attı.

Sinsi Bir Planla Gelen Büyük Vurgun: Tüm Birikimler Buhar Oldu

Fouzıa’nın yaşamı, evliliğinin son dönemlerinde zaten sallanmaya başlamıştı. Eşinin sürekli kumar oynadığını ve bir yıl önce 2 milyon lira gibi büyük bir parayı kumarda kaybettiğini, hatta kayınvalidesinin bile kendisine bunu söylediğini öğrenmesi, aslında yaklaşan tehlikenin ilk sinyalleriydi. Ancak asıl şok, birkaç gün önce yaşandı. Fouzıa evde uyurken, Türker Erdoğan sinsice eşinin telefonunu ele geçirdi. Ardından, banka hesabına girerek tam 170 bin lirayı kendi hesabına aktardı. Sadece para da değil, evdeki kişisel eşyalarını da yanına alarak izini kaybettirdi. Uyandığında telefonuna gelen bildirimlerle büyük bir şok yaşayan Fouzıa, bankaya gittiğinde acı gerçekle yüzleşti: Yılların birikimi, eşi tarafından saniyeler içinde buhar edilmişti.

Bu para, Fouzıa’nın kendi alın teriyle biriktirdiği, geleceğine dair umut beslediği son güvencesiydi. Şimdi ise hem parasız hem de eşsiz kalmış, üstelik neyle karşılaşacağını bilemeyen bir bilinmeze doğru sürükleniyordu.

Evsiz Kalma Tehdidi: Çifte Şokla Yıkım!

Fouzıa ve 10 yaşındaki kızı Açelya, bankadan çıkan acı haberle sarsılmış bir halde, yardım umuduyla Türker Erdoğan’ın kardeşinin evine gittiler. Ancak oradan da “Yapacak bir şey yok, karakola gidin” gibi soğuk bir yanıt aldılar. Bu durum, onların zaten zayıf olan destek ağlarının ne kadar işlevsiz olduğunu gösteriyordu. Karakola gidip şikayetçi oldular, ama eve döndüklerinde asıl yıkım onları bekliyordu. Ev sahibi kapılarına dayandı ve son üç aydır kiranın ödenmediğini, üstelik Türker Erdoğan’ın kendilerinden habersiz evi boşaltacağına dair bir tahliye taahhütnamesi imzaladığını söyledi! Aileye sadece iki gün süre verildi: Ya evi boşaltacaklardı ya da kapının önüne konulacaklardı.

Fouzıa, “Çocuğumla şimdi sokakta nereye gideceğim? Bayram geliyor ve çocuğumun okulu var,” diyerek çaresizliğini dile getiriyor. Aşçılık diploması olmasına rağmen eşinin çalışmasına izin vermemesi yüzünden Türkçe öğrenemeyen Fouzıa için iş bulmak da neredeyse imkansız. 10 yaşındaki Açelya ise, babasının annesinin Türkçe öğrenmesine engel olduğunu, annesinin hiç arkadaşı olmadığını ve tüm birikimlerinin böylece çalındığını göz yaşları içinde anlatıyor. Açelya’nın “Başkaları hep babalarıyla vakit geçirirken ben oturup izliyordum,” sözleri, yaşadıkları yalnızlığı ve travmayı gözler önüne seriyor. Kızının “Bu bayramda bizi böyle bıraktı,” feryadı ise kalpleri dağlıyor. Elektrik, su, doğalgaz kesilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan anne-kızın geleceği tam bir bilinmezlik içinde. Bu olay, sadece bir aile dramı değil, aynı zamanda gurbetteki kadınların maruz kalabileceği istismar ve mağduriyetlere de dikkat çekiyor. Toplum olarak bu tür olaylara karşı daha duyarlı olmamız ve mağdurlara destek mekanizmaları sunmamız gerekiyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir