MENÜ
BIST 100 13.900,20 %1,21
DOLAR 47,3518 %0,16
EURO 53,9090 %0,01
ALTIN 6.192,12 %0,61
FAİZ 41,71 %0,53
BITCOIN 3.028.559 %1,42

Organ Bağışında ‘Fiş Çekilir’ Korkusu Gerçek mi?

haber 1778679110

Bir Hayatın Bitişi Diğerinin Başlangıcı Olabilir mi?

Türkiye, tıbbın en mucizevi alanlarından biri olan organ naklinde dünyada parmakla gösterilen bir başarı hikayesine sahip. Ancak bu başarı, madalyonun sadece tek yüzünü temsil ediyor. Canlı donörlerden, yani eşten, dosttan, akrabadan yapılan nakillerde dünya devleriyle yarışırken; beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılan kadavra bağışlarında ise hala büyük bir duvarın önünde bekliyoruz. Bu duvarın en büyük tuğlası ise ne yazık ki tıbbi bir imkansızlık değil, toplumun zihnine kazınmış olan ‘ya fişimi erken çekerlerse’ korkusu.

Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Ersin Işıldı, bu toplumsal sancının tam kalbine dokunarak, bağış sürecindeki o büyük bilinmezliği aydınlatıyor. Türkiye’de 18 yaşını dolduran her bireyin kendi iradesiyle yapabileceği organ bağışı, sadece bir imza değil, aynı zamanda bekleyişi acıya dönüşen binlerce insan için bir nefes borusu niteliği taşıyor. Ancak duygusal çekinceler ve doğru bilinen yanlışlar, bu köprünün kurulmasına engel oluyor.

‘Fiş Çekme’ Efsanesi ve Tıbbi Gerçeklik

Toplumda kulaktan kulağa yayılan en büyük şehir efsanesi, organ bağışçısı olan birinin beyin ölümü kararı verilmeden gözden çıkarılacağı endişesidir. Dr. Işıldı, bu korkunun tıbbi hiçbir zemini olmadığını belirterek sürecin titizliğini vurguluyor. Bir insanın beyin ölümü gerçekleştiğinde, o kişi artık biyolojik olarak yaşamını yitirmiş kabul edilir. Kalbinin hala atıyor olması, sadece organların diğer bedenlere hayat verebilecek tazelikte tutulması için bir ‘yaşamsal destek’ halidir. Beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın geri dönmesi, tıp dünyasında mümkün olmayan bir durumdur.

Üstelik bu karar, tek bir doktorun insafına veya görüşüne bırakılmıyor. Süreç, tam teşekküllü bir heyet tarafından yönetiliyor. Nöroloji hekimlerinden anestezi uzmanlarına, kardiyologlardan radyologlara kadar uzanan geniş bir uzman kadrosu, defalarca yapılan testler, MR’lar ve EEG tetkikleri sonucunda oy birliği ile bu kararı veriyor. Ankara’daki Bölge Koordinasyon Merkezi’nin onayı olmadan tek bir dikiş bile atılmıyor.

Eskişehir’de Umut Bekleyen 216 Can

Sadece Eskişehir özelinde baktığımızda bile tablonun ne kadar ağır olduğu netleşiyor. Bugün 216 hemşehrimiz, hayata tutunabilmek için uygun bir böbrek nakli bekliyor. Karaciğer ve akciğer bekleyen hastalar için durum daha da kritik. Böbrek yetmezliği yaşayan bir hasta diyaliz ile hayata tutunabilirken, karaciğer fonksiyonlarını kaybeden bir hastanın zamanla yarışı çok daha acımasız oluyor. Organ bağışında bulunmak, sadece bir form doldurmak değil; bir çocuğun babasız kalmasını engellemek veya bir gencin yarım kalan hayallerini tamamlamasına vesile olmaktır.

Sürecin şeffaflığı ve denetlenebilirliği ise en üst düzeyde tutuluyor. Hiçbir doktorun ‘şu organı şu hastaya verelim’ deme lüksü bulunmuyor. Ulusal nakil listesindeki aciliyet sırası ve doku uyumu, kimin yeni bir hayata başlayacağını belirliyor. Unutmayın ki, bugün başkası için vereceğiniz bir karar, yarın sizin veya sevdiklerinizin en büyük ihtiyacı olabilir. Organ bağışı, bir insanın başka bir insana bırakabileceği en kutsal mirastır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bölge Gündemi

Mobil uygulamamızı indirin, yerel haberleri kaçırmayın!

Gizliliğe genel bakış

Bölge Gündemi olarak, ziyaretçilerimizin kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve sitemizin performansını ölçmek amacıyla çerezler (cookies) kullanıyoruz. Bu panel üzerinden, sitemizde kullanılan çerezlerin kapsamını görebilir ve tercihlerinizi kişiselleştirebilirsiniz.

Kesinlikle gerekli olan çerezler, web sitemizin temel fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için her zaman aktif durumdadır. Diğer çerez gruplarını ise aşağıda yer alan sekmelerden yönetebilirsiniz.