Yıllarca devlete prim ödeyip emeklilik hayali kuran milyonlarca insan, bugün ne yazık ki açlık sınırının altında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Nisan ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte, Temmuz ayında yapılacak maaş zamlarının rengi de yavaş yavaş belli olmaya başladı. Ancak ortada büyük bir tehlike var: Kök maaş adaletsizliği.
Enflasyon Kıskacında Netleşen Rakamlar
Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş’ın son analizleri, rüzgarın emeklinin aleyhine estiğini açıkça ortaya koyuyor. Nisan ayında jeopolitik gerilimler ve iç piyasadaki fiyat artışlarıyla tırmanan enflasyon, hesapları tamamen altüst etti. Şu anki verilere göre SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yüzde 14,64’lük bir zam oranı kesinleşti. Memur emeklileri ise toplu sözleşme azizliği nedeniyle yüzde 10,51 bandında kalarak yine geride kaldı.
Temmuz ayına kadar birikecek enflasyon farkıyla birlikte beklentiler yukarı yönlü güncellendi. Uzmanlar, daha önce telaffuz edilen yüzde 16-18 aralığındaki zam tahminini en az yüzde 17,5, en yüksek ise yüzde 19,5 seviyesine çekti. Küresel piyasalardaki dalgalanmalar sürerse bu oran yüzde 20’yi bulabilir. Fakat asıl mesele zam oranının ne olacağı değil, bu zammın hangi cebe gireceğidir.
Kök Maaş Kabusu: Sıfır Zam Tehlikesi Kapıda
Emeklinin uykusunu kaçıran en büyük risk, kök maaş sistemi. Bugün milyonlarca emekli, devletin yaptığı seyyanen desteklerle 20 bin lira düzeyinde en düşük emekli maaşı alıyor. Ancak bu kişilerin gerçek hak edişi olan kök maaşları aslında çok daha düşük seviyelerde.
Eğer hükümet, Temmuz ayındaki artışı doğrudan kök maaşlar üzerinden yapmaya karar verirse tam bir felaket yaşanacak. Kök maaşı 17 bin liranın altında kalan yüz binlerce emekli, yüzde 20 zam alsa dahi eline geçen net parada tek kuruş artış göremeyecek. Yani sıfır zamla karşı karşıya kalacaklar. Bu durum, zaten geçinemeyen geniş kitlelerin tamamen sistemin dışına itilmesi anlamına gelir.
Hükümet Bu Riski Göze Alabilir mi?
Ekonomi yönetiminin önünde iki yol var. Ya kök maaş sistemindeki bu büyük deliği yamayacaklar ya da toplumsal tepkiyi göze alacaklar. Analistler, hükümetin böyle bir siyasi ve sosyal riski üstlenemeyeceğini öngörüyor. En olası senaryo, en düşük emekli maaşı sınırının 20 bin liradan en az 23 bin 500 lira seviyesine yükseltilmesi yönünde.
Mevcut tablo son derece net: Yüksek enflasyon ortamında yapılacak hiçbir yüzdelik zam, sistemsel reformlar gerçekleştirilmediği sürece emeklinin derdine derman olamaz. Temmuz ayında atılacak adımlar, sadece basit bir maaş artışı değil; milyonlarca insanın insanca yaşayıp yaşayamayacağının oylaması olacaktır.






