Kentin Sağlık Hafızası İçin Tek Ses: Hastaneler Halkındır
Eskişehir’in sokaklarında bugünlerde hüzünle karışık bir direnç hakim. Kentin sadece sağlık ihtiyacını değil, aynı zamanda tarihini ve toplumsal belleğini de içinde barındıran hastane binalarının özelleştirme kapsamına alınması, geniş bir kesimi harekete geçirdi. Milletvekillerinden sendikalara, meslek odalarından mahalle sakinlerine kadar herkes, ‘Hastaneler Halkındır Platformu’ adı altında tek vücut oldu. Bu birlikteliğin temel amacı; kentin göbeğinde, herkesin kolayca ulaştığı o kadim sağlık alanlarının ranta kurban edilmesini engellemek.
Platform adına yapılan açıklamalarda, 2026 yılının Mart ve Nisan aylarında Resmî Gazete’de yayımlanan kararların toplum vicdanında açtığı yaraya parmak basıldı. Türkiye genelinde 43 ilde toplam 126 sağlık taşınmazının 2028 yılına kadar elden çıkarılacak olması, sağlık hizmetinin kamusal bir haktan ziyade ticari bir meta haline getirilmesi endişesini körüklüyor. Eskişehir’de ise bu süreç, şehrin en kıymetli dört noktasını doğrudan etkiliyor.
Deprem Bahanesiyle Boşalan Alanlar Ne Olacak?
Eskişehirlilerin en büyük endişesi, bir dönem sağlık hizmetinin kalbi olan ancak Şehir Hastanesi’nin açılmasıyla ‘depreme dayanıksız’ denilerek yıkılan eski Devlet Hastanesi arazisi. Kentin merkezinde, ulaşımı en kolay noktada bulunan bu alanın yeniden hastane olarak inşa edilmesi beklenirken, satış listesine konulması halkta büyük hayal kırıklığı yarattı. Platform üyeleri, Şehir Hastanesi’ne ulaşımın maddi ve fiziksel zorluklarını hatırlatarak, halkın mahalle arasındaki, yürüme mesafesindeki hastanelerine geri kavuşmak istediğini vurguluyor.
Özelleştirme kıskacındaki bir diğer kritik nokta ise eski Hava Hastanesi alanı. Bugün İl Sağlık Müdürlüğü ve Yunus Emre Devlet Hastanesi’nin bir birimi olarak hizmet veren bu yapı, sadece bir bina değil; Eskişehir’in mimari ve kültürel mirasının yaşayan bir parçası. Kentin silüetine damga vuran, cumhuriyet döneminin izlerini taşıyan bu tarihi yapıların satışı, şehrin hafızasının silinmesi anlamına geliyor. Aynı şekilde Mihalıççık Gün Sazak Hastanesi ve Sivrihisar’da henüz inşaatı devam eden Aile Sağlığı Merkezi’nin de bu kapsama alınması, yerel halkın sağlık güvencesine vurulan bir darbe olarak nitelendiriliyor.
Yargı Süreci Başladı: Kamu Malı Satılamaz
Platform, bu kararların sadece ekonomik bir tercih değil, halkın sağlığa erişim hakkına yönelik bir saldırı olduğunu savunuyor. ‘Sağlıkta Dönüşüm’ adı altında başlayan sürecin, gelinen noktada kamu binalarının satışına kadar varması, sivil toplumu hukuki mücadeleye itti. Eskişehir-Bilecik Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği ve siyasi partiler, Resmî Gazete kararlarının iptali için Danıştay nezdinde davalar açtı.
Eskişehir halkı, lüks binalar veya devasa plazalar değil; ulaşabileceği, içinde kendi hikayelerinin olduğu, devletin güvencesindeki hastanelerini geri istiyor. Kentin dokusuna dokunulmaması ve kamu mallarının gelecek nesillere birer sağlık mirası olarak bırakılması için verilen bu mücadele, hukuk koridorlarında ve meydanlarda devam edecek gibi görünüyor.






