Sessizce Büyüyen Toplumsal Sorumluluk
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı verilerine dayanan son raporu, toplumun kılcal damarlarına kadar işlemiş devasa bir sorumluluğun röntgenini çekiyor. Bugünün rakamları, aslında yarının toplumsal ve ekonomik krizlerinin habercisi niteliğinde. Rakamların ötesinde bir gerçeklik var: 18-74 yaş grubundaki 59 milyonu aşkın yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 43’ü, yani neredeyse her iki kişiden biri, omzunda bir ‘bakım’ yükü taşıyor. Bu yük sadece çocuklarla sınırlı değil; yaşlılar, hastalar ve engelli yakınlar da bu büyük tablonun birer parçası.
Çalışma Hayatında Cinsiyet Uçurumu Derinleşiyor
Veriler, bakım sorumluluğunun erkekler ve kadınlar üzerindeki etkisinin taban tabana zıt olduğunu gösteriyor. Bakım sorumluluğu olan erkeklerin iş gücüne katılım oranı yüzde 86 gibi yüksek bir seviyeye çıkarken, kadınlarda bu durum tam tersi bir seyir izliyor. Bakım yükü altına giren kadınların iş gücüne katılımı yüzde 37,8’e kadar geriliyor. Bu durum, kadının ev içindeki ‘geleneksel’ rolünün modern çalışma hayatıyla nasıl çatıştığının en somut kanıtı. Stratejik açıdan bakıldığında, kadın iş gücünün bu denli büyük bir kısmının bakım sorumluluğu nedeniyle sistem dışına itilmesi, uzun vadede sürdürülebilir kalkınmanın önündeki en büyük engellerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Profesyonel Bakım Hizmetleri Neden Lüks Oldu?
Haberin en çarpıcı noktalarından biri ise profesyonel bakım hizmetlerine erişimdeki yetersizlik. İstihdamda olup çocuk bakımı sorumluluğu taşıyanların yüzde 83’ü hiçbir profesyonel hizmet almıyor. Bu devasa kitlenin yarısından fazlası bakımı kendi imkanlarıyla veya eşiyle çözmeye çalışıyor. Profesyonel destek alamamanın en büyük nedeni ise ‘maliyet’. Vatandaş, kreş veya yaşlı bakım merkezi ücretlerini karşılayamadığı için kendi kariyerinden veya sosyal yaşamından ödün vermek zorunda kalıyor. Bu tablo, bakım hizmetlerinin artık bir tercih değil, devlet ve özel sektör iş birliğiyle çözülmesi gereken bir kamu politikası haline geldiğini gösteriyor.
Çalışma Saatleri ve Modern Kölelik
Bakım sorumluluğu olanların yaşadığı zorlukların başında yüzde 38,4 ile ‘uzun çalışma saatleri’ geliyor. Modern iş dünyasının esneklikten uzak, katı mesai saatleri, çalışanları ailevi sorumluluklarıyla işleri arasında sıkıştırıyor. Özellikle büyükşehirlerde buna eklenen ulaşım süreleri, bireylerin mental ve fiziksel tükenmişliğini tetikliyor. Eğer çalışma saatlerinde ve bakım desteklerinde yapısal bir reform yapılmazsa, önümüzdeki yıllarda ‘bakım tükenmişliği’ kaynaklı istifaların ve iş gücü kayıplarının artması kaçınılmaz görünüyor. Bugünün küçük bir verisi gibi duran bu rapor, aslında geleceğin iş modelini değiştirmek zorunda olduğumuzu haykırıyor.






