Türkiye Doğal Gazla Elektrik Üretimini 21 Teravatsaat Düşürdü
Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember, yayımladığı küresel enerji raporuyla Türkiye’nin 2015-2025 döneminde doğal gazdan elektrik üretimini en çok düşüren dördüncü ülke olduğunu açıkladı. Dünya genelinde sanayileşme ve elektrifikasyonun etkisiyle elektrik talebi son 25 yılda iki kattan fazla artarak 2025 yılında 31 bin 774 teravatsaate ulaşırken, güneş ve rüzgar enerjisindeki güçlü yükseliş doğal gazın küresel elektrik üretimindeki payını hızla geriletti.
Doğal gazın yeni elektrik talebini karşılama payı, tarihsel olarak en düşük oranları kaydetti. Küresel bazda 2001-2005 döneminde elektrik talebi artışının yüzde 33’ünü karşılayan doğal gaz, 2021-2025 dönemine gelindiğinde bu talebin ancak yüzde 11’ini karşılayabildi.
Ülkelerin Temiz Enerji Yatırımları Gaz Bağımlılığını Azaltıyor
Küresel elektrik dönüşümünün ön sıralarında yer alan Türkiye, son 10 yılda doğal gaz kaynaklı elektrik üretimini 21 teravatsaat düşürerek dünya genelinde en belirgin gerilemenin kaydedildiği dördüncü ülke konumuna yerleşti. Bu alanda zirvede 80 teravatsaat düşüşle Japonya bulunurken, Japonya’yı 29 teravatsaat düşüşle Vietnam ve 25 teravatsaat düşüşle Brezilya takip etti. Enerji uzmanları, ithal gaza bağımlı olan ekonomilerde yaşanan bu düşüşü, fiyat oynaklığı ve enerji güvenliği tehditlerine karşı geliştirilen uzun vadeli bir yapısal dönüşümün sonucu olarak yorumlayarak değerlendiriyor.
Küresel ölçekte doğal gazın elektrik üretimi içerisindeki payı 2020 yılındaki yüzde 23,9 seviyesinden, 2025 yılında yüzde 21,8’e geriledi. Aynı beş yıllık dönemde, güneş enerjisinden elektrik üretimi 636 teravatsaat artış göstererek doğal gazdaki büyüme oranını 17’ye katladı. Güneş enerjisi, küresel elektrik talebindeki artışın tek başına yaklaşık yüzde 75’ini karşılamayı başardı.
Jeopolitik Riskler Enerji Geçişine Hız Kazandırıyor
Elektrik üretiminde doğal gaz kullanan 124 ekonomiden 61’i, bu kaynakla yapılan üretimde zirve noktasını geride bıraktı. Veriler, gaz kullanımındaki bu azalmanın geçici bir piyasa dalgalanmasından ziyade kalıcı bir yapısal değişim olduğunu doğruluyor. Japonya’daki keskin düşüşte nükleer santrallerin yeniden işletmeye alınması ve güneş enerjisi kapasitesinin büyümesi rol oynarken; Birleşik Krallık, İspanya ve İtalya’da rüzgar ve güneş yatırımlarının artması gaz talebini baskıladı.
ABD, Japonya, Almanya, Birleşik Krallık, İtalya, Kanada ve Fransa’dan oluşan G7 ülkeleri genelinde, 2025 yılı itibarıyla yenilenebilir kaynaklardan sağlanan elektrik üretimi 2 bin 544 teravatsaat seviyesine yükseldi. Bu rakamla temiz enerji üretimi, G7 genelindeki 2 bin 577 teravatsaatlik doğal gaz üretim hacmine oldukça yaklaştı.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle başlayan küresel enerji krizleri, arz güvenliği endişeleriyle birleşerek yenilenebilir enerjiye yönelimi hızlandırdı. Ember raporu, 2026 yılındaki ABD-İsrail-İran geriliminin yarattığı yeni jeopolitik risklerin, ithal doğal gaza bağımlı elektrik sistemlerinin hassasiyetini bir kez daha ortaya koyduğunu ve bu yapısal dönüşümü daha da tetiklediğini vurguluyor. Düşen yeşil enerji maliyetleri ve ulusal güvenlik stratejileri, doğal gazı küresel elektrik sistemlerinin merkezinden uzaklaştırmaya devam ediyor.
Kaynak: Ekonomim Tv






