Küresel piyasalarda kartlar yeniden dağıtılıyor. Dünyanın en güçlü finansal otoriteleri, sessiz sedasız ama son derece kararlı bir adımla milyarlarca dolarlık rezervlerini dönüştürüyor. Dünya Altın Konseyi tarafından gerçekleştirilen 2026 Merkez Bankası Altın Rezervleri Anketi, küresel finans sisteminde taşların yerinden oynadığını net bir şekilde ortaya koydu. Yatırımcıların ve tasarruf sahiplerinin yakından takip etmesi gereken bu devasa hareket, dolardan kaçışın ve altına hücumun resmi belgesi niteliğinde.
Doların Saltanatı Sallantıda: Rezervlerde Eksen Kayması
Yıllardır küresel ticaretin ve rezervlerin tek hakimi olan ABD dolarına duyulan güven, tarihin en keskin düşüşlerinden birini yaşıyor. Ankete katılan merkez bankası yetkililerinin yüzde 74 gibi ezici bir çoğunluğu, önümüzdeki 5 yıl içinde doların küresel rezervler içerisindeki payının ciddi şekilde azalacağını öngörüyor. Küresel ekonomide dolarsızlaşma olarak adlandırılan bu eğilim, artık sadece bir tahmin olmaktan çıkıp somut bir stratejiye dönüşmüş durumda.
Altın Alımlarında Tarihi Rekor Seviye
Araştırmaya katılan her 10 merkez bankasından 9’u, önümüzdeki 12 aylık süreçte küresel altın rezervlerinin artış trendini sürdüreceğini düşünüyor. Kendi rezervlerinde doğrudan altın artırımına gitmeyi planlayan bankaların oranı ise yüzde 45 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Geçtiğimiz yıl yüzde 43 olan bu oranın zirveye tırmanması, finans otoritelerinin geleceğe yönelik kaygılarını ve koruma kalkanı arayışını simgeliyor. Altın, son yıllarda ilk kez ABD tahvillerini geride bırakarak bir numaralı rezerv varlığı konumuna yükseldi.
Yıllık 1000 Tonluk Devasa Birikim
Jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizlikler, merkez bankalarını son 4 yıldır her yıl ortalama 1000 ton altın biriktirmeye zorladı. Bu miktar, geçmiş on yılın ortalaması olan 500 tonun tam iki katına denk geliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları, altını yüzde 85 oranında jeopolitik risklere karşı en güçlü koruma kalkanı olarak görüyor. Yeni alım yapacak bankaların yarısı bu süreci yerel para birimleriyle fonlamayı hedeflerken, yüzde 38’i ise elindeki diğer rezerv varlıkları satarak tamamen altına geçiş yapacağını belirtiyor.
İsviçre Güven Kaybediyor: Kasalar Evine Dönüyor
Küresel finansın merkezi olarak bilinen İsviçre’nin rezerv saklama alanındaki cazibesi de azalıyor. Katılımcıların yüzde 9’u son bir yılda altınlarını kendi ülkelerindeki yurt içi depolama tesislerine taşımayı tercih ettiğini açıkladı. İngiltere Merkez Bankası yüzde 57 ile en popüler saklama merkezi olma unvanını korurken, İsviçre Ulusal Bankası’nın tercih edilme oranı yüzde 12’den yüzde 6’ya kadar geriledi. Bu durum, ülkelerin kendi fiziksel varlıkları üzerindeki kontrolü doğrudan ellerinde tutmak istediklerini gösteren en net kanıtlardan biri olarak kayıtlara geçiyor.
Kaynak: Ekonomim Tv






