MENÜ
02 Haziran 2026 Salı
DOLAR 45,9381 ▲ %0,07
EURO 53,5546 ▲ %0,14
ALTIN 6.671,18 ▲ %0,78

Uslu sandığınız çocuğunuz aslında çığlık mı atıyor?

Okul sıralarında, evde ya da arkadaş ortamında sessizce köşesinde oturan, hiç sorun çıkarmayan o “uslu” çocuklar aslında içten içe büyük bir mücadele veriyor olabilir. Genellikle öğretmenlerin ve ailelerin “hiç yaramazlığı yok, çok akıllı” diyerek övdüğü bu sessiz çocukların, aslında gözden kaçan derin bir psikolojik yük taşıdığı ortaya çıktı. Uzmanlar, bu durumun ilerleyen yaşlarda kalıcı sosyal yaralara yol açabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.

Gözden Kaçan Sessiz Çığlık: Utangaçlık

Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fulya Türk, utangaçlığın ve aşırı sessizliğin sanıldığı kadar masum olmadığını belirtiyor. Sınıfta sorun çıkarmayan, dersi sabote etmeyen öğrencilerin öğretmenler tarafından “sorunsuz” olarak yaftalandığını, ancak tam da bu yüzden en çok yardıma ihtiyaç duyan bu grubun tamamen görünmez hale geldiğini vurguluyor.

Sorun çıkaran, hareketli çocuklara anında müdahale edilirken, kendi kabuğuna çekilmiş sessiz çocukların ihtiyaçları ne yazık ki zamanında fark edilemiyor. Bu durum, çocuğun kendini tamamen değersiz hissetmesine ve sosyal ortamlardan tamamen soyutlanmasına yol açabiliyor.

Uzmanından Ailelere ve Öğretmenlere Hayati Tavsiyeler

Prof. Dr. Fulya Türk, sessiz ve utangaç çocukların potansiyellerini ortaya çıkarabilmek için hem ailelere hem de eğitimcilere büyük görevler düştüğünü ifade ediyor. Çocuğun bu sessizliğini aşabilmesi için baskıcı yöntemlerden kesinlikle uzak durulması gerekiyor. “Neden konuşmuyorsun?”, “Biraz aktif ol” gibi baskı içeren ifadeler, çocuktaki kaygı düzeyini daha da tırmandırıyor.

Uzmanlar, çocukların sosyal becerilerini geliştirmek için küçük adımlarla başlanmasını öneriyor. Onları topluluk önünde zorla konuşturmak yerine, kendilerini güvende hissettikleri birebir ilişkiler kurmalarına olanak tanımak en sağlıklı yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.

Dayanışma ve Doğru Yaklaşımla Bu Yükü Hafifletin

Anadolu coğrafyasında çocukların toplu yaşam içinde, mahalle kültüründe ve dayanışma ortamında büyümesi, geçmişte bu tür sosyal kaygıları kendiliğinden çözen doğal bir terapi yöntemiydi. Ancak günümüzün apartman hayatı ve dijital yalnızlığı, çocukları daha da içe kapanık hale getirdi. Bu noktada okullardaki rehberlik servislerinin ve bilinçli velilerin iş birliği yapması hayati önem taşıyor.

Eğer çocuğunuzun sınıfında veya çevrenizde aşırı sessiz, arkadaş edinmekte zorlanan ve sürekli arka planda kalmayı tercih eden bir çocuk varsa, onun sorun çıkarmıyor olmasını bir huzur belirtisi olarak görmeyin. Ona kulak verin, ilgi gösterin ve bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: Hürriyet

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir