Merkezi Kura Sisteminden Çıkan Sürpriz
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak ve tercih ayrımcılığının önüne geçmek amacıyla hayata geçirdiği merkezi sınıf belirleme sistemi, Bolu’da eşine az rastlanır bir tabloya imza attı. e-Okul üzerinden gerçekleştirilen ve hiçbir dış müdahaleye izin vermeyen dijital kura sonucunda, 40 yıllık sınıf öğretmeni Cevdet Yılmaz’ın yeni öğrencileri arasında kendi torunu Kerem Edis Yılmaz yer aldı. Tesadüfen aynı sınıfta buluşan dede ve torun, eğitim hayatlarının bu en özel dönemini birlikte paylaşıyor.
Sınıf öğretmeni seçiminde adaleti sağlamak için okul idarelerinin yetkisini tamamen ortadan kaldıran sistem, 60 yaşındaki Cevdet Yılmaz için meslek hayatının en duygusal sürprizlerinden biri oldu. Torununun kendi sınıfına düştüğünü öğrenince büyük bir şaşkınlık ve sevinç yaşadığını belirten tecrübeli eğitimci, bu durumun hem büyük bir gurur hem de profesyonel bir sorumluluk olduğunu ifade ediyor. Yılmaz, dijital sistemin şeffaflığına dikkat çekerek, bu eşleşmenin tamamen matematiksel bir olasılık sonucu gerçekleştiğini vurguluyor.
Sınıfta Öğretmen Evde Dede
Okul duvarları içerisinde profesyonellikten ödün vermeyen ikili, aralarındaki ilişkiyi net kurallara bağlamış durumda. Cevdet Yılmaz, okul kapısından içeri girdikleri andan itibaren dede-torun bağının yerini öğretmen-öğrenci disiplinine bıraktığını söylüyor. Torunu Kerem Edis’in de bu kurala titizlikle uyduğunu belirten Yılmaz, “Kerem çok kuralcı bir öğrenci. Ödevlerini zamanında yapıyor ve sınıftaki diğer arkadaşlarından hiçbir ayrıcalığı yok. Okulda bana ‘öğretmenim’ diye hitap ediyor, okul çıkışında ise tekrar dede-torun oluyoruz” dedi. Kendi çocuklarının da aynı okuldan mezun olduğunu hatırlatan Yılmaz, torunların kredisinin her zaman biraz daha yüksek olduğunu da gülümseyerek ekliyor.
40 Yıllık Meslek Aşkı ve Gelecek Hedefleri
Eğitim camiasında 40 yılı geride bırakan Cevdet Yılmaz, mesleğine olan tutkusunu ilk günkü gibi koruyor. Çocukların gelişimine tanıklık etmenin kendisi için en büyük ödül olduğunu ifade eden Yılmaz, öğretmenlik mesleğinin bir hayat biçimi olduğunu belirtiyor. Torunu Kerem Edis ise dedesinin öğrencisi olmaktan dolayı büyük bir heyecan duyduğunu dile getiriyor. Hayalinin doktor olmak olduğunu söyleyen küçük Kerem, dedesini mahcup etmemek için derslerine çok çalıştığını ve bu özel durumun kendisi için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade ediyor.
Bu benzersiz durum, sadece bir aile hikayesi değil, aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni kura sisteminin tarafsızlığını ve dijitalleşmenin eğitimdeki etkilerini de gözler önüne seriyor. Dede ve torun, her sabah aynı heyecanla okulun yolunu tutarken, 40 yıllık tecrübe ile yeni neslin enerjisi aynı sırada buluşmaya devam ediyor.






