Cebimizdeki Deliğin Tarihi Adı
Ekonomi dediğimiz şey, bazen rakamların çok ötesinde, kağıt üzerinde atılan bir imzanın nesiller boyu süren faturasıdır. Bugünlerde çokça duyduğumuz ama aslında gerçek ağırlığını pek de kavrayamadığımız bir kavram var: Kapitülasyonlar. Çoğu kişi bunu sadece tarih kitaplarında kalmış tozlu bir terim sanıyor ama işin aslı öyle değil. Bu kelime, bir ülkenin kendi vatandaşının hakkını alıp, yabancı sermaye küsmesin diye başkasına altın tepside sunmasıdır. Yani aslında ekonomik bağımsızlığın elden kayıp gitmesinin en ‘kibar’ adıdır.
Fransızcadan Gelen Ekonomik Darbe
Dilimize Tanzimat döneminde Fransızcadan transfer olan bu kelime, kökeni itibarıyla teslimiyet şartları anlamına gelir. Kelime anlamı kağıt üzerinde ‘ayrıcalık’ gibi dursa da, ekonomi lügatinde bu durum tam bir milli servet transferidir. TDK sözlüğüne baktığınızda bir devletin başka devletlere tanıdığı ayrıcalıklar yazar. Ancak o ayrıcalık denilen şey, yerli esnafın canına okurken, yabancı tüccarın vergi ödemeden malını satıp gitmesi demektir. Yani sizin evinizde yabancının bedava yemek yemesi, sizin ise mutfakta bulaşıkları yıkamanızdır.
Osmanlı’yı İçten Çürüten Sistem
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerini düşünün. Bir yanda binbir emekle üretim yapmaya çalışan Anadolu insanı, diğer yanda hiçbir gümrük duvarına takılmadan, vergi vermeden limanlarımızı dolduran yabancı mallar. İşte kapitülasyonlar tam olarak buydu. O dönemde atılan o imzalar, yerli sanayinin daha doğmadan boğulmasına neden oldu. Ekonomik gücünü kaybeden bir devletin siyasi gücünü koruması da imkansız hale geldi. Bugün bile ekonomik bağımsızlığın neden bu kadar hayati olduğunu anlamak için bu tarihi hataya bakmak yeterlidir.
Vatandaşın Zararı Kimin Karı?
Bir ülkede kapitülasyon varsa, orada adil bir rekabetten söz edilemez. Yerli girişimci ağır vergiler ve maliyetler altında ezilirken, ayrıcalık tanınan yabancı sermaye piyasayı domine eder. Bu durum sadece devletin vergi kaybı yaşaması değil, aynı zamanda vatandaşın alım gücünün düşmesi ve yerli üretimin durması demektir. Yani kapitülasyon sadece bir ticaret anlaşması değil, halkın cebindeki paraya doğrudan ortak olmaktır. Günümüzde modern dünya ticaretinde bu tarz ağır hükümler doğrudan yer almasa da, ekonomik bağımlılık yaratan her türlü imtiyaz aslında bu kavramın gölgesini taşır.
Neden Bu Kadar Önemli?
Ekonomiyi sadece borsa endekslerinden ya da döviz kurlarından ibaret sananlar yanılır. Bir ülkenin kaderini belirleyen asıl güç, kendi kaynaklarını ne kadar bağımsız yönetebildiğidir. Kapitülasyonlar bize şunu öğretti: Üretmeyen, ürettiğini koruyamayan ve kendi çarşısında yabancıya imtiyaz tanıyan her yapı, eninde sonunda borç sarmalına girer. Bu yüzden bu kelimenin anlamını bilmek, sadece bir genel kültür meselesi değil, aynı zamanda geleceğin ekonomik risklerini doğru okuma becerisidir.






