Zonguldak’ta Beklenmedik Bir ‘Efsane’ Doğdu
Zonguldak’ın Kozlu ilçesi, son yılların en dokunaklı ve şaşırtıcı sanatsal olaylarından birine ev sahipliği yaptı. Her şey Bülent Ecevit Üniversitesi Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde düzenlenen sıradan bir okul etkinliği gibi başladı. Ancak sahneye Kozlu Ortaokulu İz Çocuk Korosu çıktığında ve 90’lı yılların o unutulmaz melodileri yankılandığında, salondaki hava bir anda değişti. 90 kuşağının çocukları olan bugünün velileri, çocuklarının sesinde kendi çocukluklarını ararken, gecenin asıl sürprizi için geri sayım başlamıştı.
Disiplin Odasından Sahne Işıklarına
Genellikle resmi evraklar, disiplin kuralları ve okul idaresiyle özdeşleşen ‘okul müdürü’ figürü, o gece tüm ezberleri bozdu. 36 yıllık meslek hayatıyla eğitimin her kademesinde ter dökmüş olan İbrahim Uğur Metin, eline mikrofonu aldığında kimse bu kadarını beklemiyordu. Metin, sadece bir müdür olarak değil, sanki aramızdan yıllar önce ayrılan bir efsanenin sesi olarak oradaydı. Barış Manço’nun çocuklara veda niteliği taşıyan ve derin anlamlar barındıran ‘Müsaadenizle Çocuklar’ eserini seslendirmeye başladığı an, salonda derin bir sessizlik ve ardından büyük bir hayranlık dalgası yayıldı.
Barış Manço’nun Ruhu Kozlu’da mı Canlandı?
İzleyicilerin en çok takıldığı nokta ise Metin’in ses tonundaki o inanılmaz benzerlikti. Merhum sanatçı Barış Manço’nun o kendine has tınısı, vurguları ve sahne hakimiyeti, bir okul müdürünün bedeninde yeniden hayat bulmuş gibiydi. Sosyal medyada hızla yayılan görüntülerden sonra herkes aynı soruyu sordu: ‘Bu bir dublaj mı yoksa gerçek mi?’ İşin aslı, 36 yıllık emektar bir eğitimcinin, öğrencileriyle kurduğu o samimi bağın sese dökülmüş haliydi. Metin’in performansı, sadece bir şarkı söyleme eylemi değil, koca bir neslin ‘Barış Abisi’ne duyduğu özlemin dışavurumu oldu.
‘Sadece Öğrencilerime Eşlik Etmek İstemiştim’
Gelen tepkiler üzerine şaşkınlığını gizleyemeyen İbrahim Uğur Metin, aslında bu durumun tamamen plansız ve samimi geliştiğini dile getirdi. Mütevazı tavrıyla dikkat çeken deneyimli eğitimci, ‘Vallahi hem şaşırdık hem de biraz panikledik’ diyerek o anki duygularını paylaştı. Mikrofona çok alışık olmadığını, tek amacının öğrencileriyle güzel bir uyum yakalamak olduğunu belirten Metin, başarının asıl sahibinin müzik öğretmeni ve koronun yetenekli öğrencileri olduğunu savundu. Ancak görünen o ki, Barış Manço’ya olan bu ses benzerliği, onu sadece bir okul müdürü olmaktan çıkarıp dijital dünyanın en çok konuşulan isimlerinden biri haline getirdi.
Eğitimde Sanatın İyileştirici Gücü
Bu olay, eğitimin sadece dört duvar arasında, tahta başında yapılmadığını bir kez daha kanıtladı. Bir okul müdürünün sahneye çıkıp öğrencileriyle aynı heyecanı paylaşması, günümüz eğitim sisteminde ihtiyaç duyulan o ‘insani dokunuşu’ simgeliyor. Barış Manço gibi toplumun birleştirici figürlerinin eserleriyle büyüyen yeni nesiller, öğretmenlerini bu şekilde gördüklerinde aradaki o mesafe eriyip gidiyor. Kozlu’daki bu gece, sadece bir konser olarak değil, kuşaklar arası bir köprü kuran toplumsal bir terapi olarak hafızalara kazındı.






