Savunma sanayisinde sadece silah satan bir Türkiye dönemi resmen kapandı; artık kuralları baştan yazan, küresel devleri masaya ortak olarak oturtan bir Ankara var.
Yunanistan’ın en etkili yayın organlarından Kathimerini, Ankara’nın sessizce yürüttüğü bu devasa dönüşümü manşetine taşıyarak batının hissettiği derin endişeyi gözler önüne serdi. Türkiye artık sadece bir askeri pazar değil, yüksek teknolojiyi üreten ve dağıtan ana merkez konumunda konumlanıyor. Yunan analistler, bu durumun Ege ve Doğu Akdeniz’deki dengeleri tamamen değiştireceğini çok iyi biliyor.
Sadece İhracat Değil, Ortak Gelecek
Ankara’nın savunma stratejisi son yıllarda radikal bir makas değişikliğine gitti. Eskiden yabancı ülkelerin hazır teknolojilerini satın almak için kapı kapı dolaşan bir ülkeden, bugün Kanada’dan İtalya’ya, Körfez’den Baltık ülkelerine kadar uzanan küresel bir ağın kurucusuna dönüştük. Bu durum sadece askeri güç dengelerini değil, küresel ticaretin de yönünü kökten değiştiriyor.
Kathimerini’nin analizine göre, Türkiye’nin attığı adımlar sadece insansız hava araçlarıyla sınırlı değil. Kanada ile insansız sualtı sistemleri, Birleşik Arap Emirlikleri ile yapay zekâ yazılımları ve İtalya ile ortak drone üretimi gibi kritik projeler, ülkenin savunma mimarisini çok katmanlı hale getiriyor. Estonya’da kurulacak dev mühimmat tesisi ise NATO sınırında doğrudan lojistik kontrol sağlamak anlamına geliyor. Kanada ile sualtı teknolojilerinde ortaklık kurmak ise yarının deniz savaşlarında oyun kurucu rolünü üstlenmektir.
Devlerin Türkiye Kuyruğu
Baykar ile Fransız havacılık devi Safran arasındaki iş birliği, Avrupa’nın göbeğinde Türk mühendisliğinin bayrak gösterdiğinin en net kanıtıdır. Bu ortaklıklar, batılı ülkelerin kendi güvenliklerini sağlamak ve yeni nesil tehditlerle başa çıkabilmek için Türk savunma sanayisine bağımlı hale geldiğini gösteriyor.
Kendi teknolojisini üretemeyen ülkelerin bağımsız kalamayacağı bir yüzyıldayız. Türkiye’nin bu çok taraflı hamleleri, sadece savunma kapasitesini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomik ve diplomatik anlamda küresel masada muazzam bir pazarlık gücü kazandırıyor. Batı ittifakı, Türkiye’yi sadece bir müşteri olarak tutamayacağını çoktan anladı. Şimdi asıl soru şu: Bu teknolojik entegrasyon küresel güç merkezini tamamen değiştirecek mi? Yunan analistlerin korkusu tam olarak bu gerçeğe dayanıyor.
Kaynak: Hürriyet






