MENÜ
23 Haziran 2026 Salı
DOLAR 46,4872 ▲ %0,03
EURO 53,0727 ▼ %0,14
ALTIN 6.144,52 ▼ %1,88

Yunan Basınından Ankara-Şam-Beyrut Hattı Analizi

Lübnan Çok Kutuplu Güç Mücadelesinin Merkezinde

Yunanistan merkezli Newsbeast yayın organında Petros Kranias imzasıyla yayımlanan analizde, Türkiye’nin Ankara, Şam ve Beyrut merkezli artan diplomatik ve stratejik etkinliğinin Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini İsrail açısından yeni bir denkleme zorlayabileceği ileri sürüldü.

Analizde, Lübnan topraklarının yalnızca İsrail ile Hizbullah arasındaki silahlı çatışmaların yaşandığı yerel bir alan olmaktan çıktığı savunuluyor. Beyrut; Washington, Tahran, Tel Aviv, Ankara, Şam, Riyad, Doha ve İslamabad yönetimlerinin doğrudan dahil olduğu küresel jeopolitik müzakerelerin merkez üssü haline geliyor. İran’ın ABD ile gerçekleştirdiği nükleer müzakerelere Lübnan başlığını entegre etmeye çalıştığı aktarılırken, Washington’ın da bu konuyu bölgesel temas planlamalarında öncelikli başlıklar arasında tuttuğu belirtiliyor.

Lübnan’da Nüfuz Mücadelesi Sürüyor

Yunan basınındaki değerlendirmelere göre, İsrail’in askeri operasyonları ve Hizbullah’ın sahadaki gücünün yanı sıra, ülkenin tamamen Tahran kontrolüne girmesini engellemek isteyen bölgesel güçler harekete geçti. Suudi Arabistan, Katar, Pakistan ve Türkiye, hem İsrail’in belirli sınırlardan çekilmesini kolaylaştırmak hem de İran nüfuzunu dengelemek adına Lübnan politikasında aktif rol oynuyor.

Ankara-Şam-Beyrut Hattının Stratejik Önemi

Değerlendirmede, Türkiye, Suriye ve Lübnan arasında oluşabilecek potansiyel stratejik koordinasyonun henüz resmi bir ittifaka dönüşmediği, ancak Ankara’nın bu süreçte edilgen bir izleyici olmak yerine kurucu bir aktör olarak konumlandığı ifade ediliyor. Türkiye’nin bölgesel sorunları tekil olaylar olarak değil; Karadeniz, Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz’i kapsayan geniş bir güvenlik ve enerji kuşağı çerçevesinde ele aldığı vurgulanıyor.

Bu kapsamda Lübnan, Türkiye açısından yalnızca bir istikrarsızlık alanı değil, aynı zamanda diplomatik arabuluculuk kapasitesinin ve bölgesel gücünün test edildiği ana arterlerden biri olarak görülüyor.

Suriye ile İlişkiler ve İsrail’in Yeni Denklemi

Türkiye’nin sınır güvenliğini koruma, mülteci sorununu çözme ve Suriye’nin imarında rol alma hedefleriyle Şam ile yürüteceği olası koordinasyonun, Lübnan’ı da kapsayan daha geniş bir bölgesel etki alanı yaratacağı öngörülüyor. Şam yönetiminin ise Rusya, İran ve Arap dünyası arasında yeni bir diplomatik denge kurma arayışında olduğu belirtiliyor.

Analizde, Türkiye’nin Lübnan sahasında daha etkin hale gelmesinin İsrail için daha karmaşık bir stratejik tehdit oluşturacağı savunuluyor. Ankara’nın NATO üyesi kimliği, Batı ile sürdürdüğü ilişkiler, askeri ve diplomatik gücü sebebiyle, İran’dan farklı olarak İsrail üzerinde daha nitelikli bir baskı unsuru oluşturabileceği kaydediliyor.

Doğu Akdeniz’deki Güç Dengeleri

Türkiye’nin Lübnan ve Suriye’deki nüfuzunun artmasının, Karadeniz’den başlayarak Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’ya kadar uzanan geniş bir bölgede Ankara’nın elini güçlendireceği belirtiliyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs yönetimlerinin bu hamleleri yakından izlediği, Ankara’nın askeri güç, deniz yetki alanları ve enerji hatlarını entegre bir stratejiyle yönettiği vurgulanıyor.

Kaynak: Hürriyet

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir