Diplomasi Masasında Barut Kokusu
Washington’un steril koridorları, bugün Ortadoğu’nun tozuna ve dumanına şahitlik ediyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ev sahipliğinde, TSİ 18.00 sularında başlayan zirve, adeta bir barut fıçısının üzerinde gerçekleşiyor. İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ve Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh, 1993’ten bu yana ilk kez bu denli yüksek profilli ve doğrudan bir temas için aynı masaya oturdu. Ancak masadaki tek konu diplomatik protokoller değil; Beyrut’un güneyinden yükselen dumanlar ve yerle bir olan ekosistemin geleceği de bu görüşmelerin görünmeyen gündem maddesi.
Sınır Hattında Ekolojik ve İnsani Yıkım
Müzakerelerin merkezinde her ne kadar ateşkes planları yer alsa da, bölgedeki sahadan gelen haberler bir doğa felaketini aratmayacak cinsten. İsrail basınına sızan iddialara göre, Tel Aviv yönetimi Lübnan’ın güneyinde kalıcı bir askeri varlık ve tampon bölge oluşturulmasını şart koşuyor. Bu durum, sadece siyasi bir egemenlik tartışması değil, aynı zamanda Güney Lübnan’ın bereketli topraklarının, su kaynaklarının ve Akdeniz havzasının bitki örtüsünün ağır mühimmatlar altında can çekişmesi anlamına geliyor. Modern savaşın bıraktığı toksik kalıntılar, bölgedeki tarım arazilerini on yıllarca sürecek bir kısırlığa mahkum ederken, diplomatların bu yıkımı durdurup durduramayacağı ise büyük bir muamma.
Umutlar Tükeniyor mu?
Zirvenin gerçekleştiği oda ne kadar soğuksa, tarafların beklentileri de bir o kadar düşük. Al Jazeera’ye konuşan Lübnanlı yetkililer, bu buluşmanın sadece bir ‘ön hazırlık’ olduğunu vurgulayarak, asıl can yakıcı konuların sonraya bırakıldığını ifade ediyor. İsrail tarafında ise derin bir güvensizlik hakim. Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda Beyrut hükümetinin yetersiz kaldığını savunan İsrailli yetkililer, masadan somut bir barış çıkacağına dair pek iyimser değil. Sahadaki gerçeklik, diplomatik söylemlerin çok ötesinde bir gerilim hattında ilerliyor.
Hizbullah’tan Rest: Müzakereleri İptal Edin
Görüşmeler sürerken, Lübnan cephesinden gelen bir açıklama tansiyonu zirveye çıkardı. Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, Lübnan hükümetine doğrudan seslenerek müzakerelerin derhal sonlandırılması çağrısında bulundu. Kasım, İsrail’in niyetinin barış değil, Lübnan’ın direncini kırmak olduğunu iddia ederek, ‘Gelin önce saldırılara göğüs gerelim, geleceği sonra konuşuruz’ mesajını verdi. Bu çıkış, Washington’daki masanın ayaklarını sallarken, 8 Nisan’da İran ile ABD arasında imzalanan ateşkesin Lübnan’ı neden kapsamadığı sorusu da yankılanmaya devam ediyor. Doğa ve insanlık, siyasetin labirentlerinde bir çıkış yolu ararken, zaman daralıyor ve bombalar patlamaya devam ediyor.






