Aşkelon’da Hukuk Tiyatrosu: Suçlama Çok, Delil Yok
İsrail’in Aşkelon Sulh Ceza Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde uluslararası sularda alıkonulan Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Thiago Avila ve Seyf Ebu Kişk’in gözaltı süresini 5 Mayıs’a kadar uzatma kararı aldı. Savcılığın mahkemeye sunduğu dosya, sıradan bir insani yardım gönüllüsünü bir anda Hollywood filmlerindeki ‘tehlikeli ajana’ dönüştürecek cinsten iddialarla dolu. ‘Savaş döneminde düşmana yardım’, ‘yabancı ajanla temas’ ve ‘terör örgütüne mülk transferi’ gibi ağır suçlamalar, hukuk literatürünün esneklik sınırlarını zorluyor. Hukukun evrensel ilkelerinin, açık denizin hırçın dalgalarında nasıl buharlaştığına dair trajikomik bir tabloyla karşı karşıyayız.
Açık Denizde İç Hukuk Dayatması
İnsan hakları ve hukuk örgütü Adalah’ın avukatları, duruşmada sistemin açıklarını bir bir yüzüne vurdu. İsrail’in, kendi sınırlarından yüzlerce mil uzakta, Yunan kara sularına komşu uluslararası sularda seyreden yabancı ülke vatandaşlarına kendi iç hukukunu dayatmasının hiçbir meşru zemini bulunmuyor. Avukatlar, bu sürecin bir yargılama değil, Gazze’ye yönelik insani yardım faaliyetlerini engellemek için kurgulanmış bir ‘misilleme’ olduğunu vurguluyor. ‘Güvenlik’ maskesi altına sığınan bu operasyonel hamleler, sivil itaatsizliğin küresel yankısından duyulan derin korkunun bir yansıması olarak görülüyor.
Karanlıkta Kalan Günler ve Açlık Grevi
Aktivistlerin mahkemeye yansıyan ifadeleri, kapalı kapılar ardındaki karanlık tabloyu gözler önüne seriyor. Avila ve Ebu Kişk, alıkonuldukları andan itibaren ağır fiziksel istismar, darp, uzun süreli tecrit ve günlerce gözleri bağlı şekilde denizde tutulma gibi işkenceye varan muamelelere maruz kaldıklarını belirtti. Şu an Aşkelon’daki Şikma gözaltı merkezinde tutulan ikili, maruz kaldıkları bu hukuksuzluğu protesto etmek amacıyla açlık grevine başlamış durumda. Henüz resmi bir iddianame bile hazırlanmamışken uygulanan bu baskı, adaletin tecellisinden ziyade bir sindirme operasyonuna işaret ediyor.
Sumud Filosu: Bir Vicdan Seferinin Anatomisi
Olayın arka planı, 12 Nisan’da Barselona’dan yükselen bir vicdan çağrısına dayanıyor. 39 farklı ülkeden 345 aktivistin katıldığı Küresel Sumud Filosu, Gazze ablukasını kırmak ve insani yardımı bölgeye ulaştırmak için Akdeniz’e açılmıştı. İçlerinde Türk vatandaşlarının da bulunduğu bu devasa grup, 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında, Gazze’ye tam 600 deniz mili uzaklıkta İsrail ordusunun sert müdahalesiyle karşılaştı. 177 aktivistin alıkonulduğu, 31 kişinin yaralandığı ve teknelerin kasten parçalandığı bu baskın, uluslararası hukukun sınırlarının nerede bittiğini ve ‘güçlünün yasasının’ nerede başladığını bir kez daha tüm dünyaya sorgulatıyor.






