Beyaz Saray’dan Tahran’a Geri Sayım Talimatı
Washington ile Tahran arasındaki nükleer gerilim, Donald Trump’ın son hamlesiyle geri dönülemez bir eşiğe dayandı. ABD Başkanı, İran’ın nükleer programını tamamen tasfiye etmesi için çarşamba gününden itibaren başlayan 48 saatlik bir süre tanıdı. Bu süre zarfında somut bir adım atılmaması durumunda askeri müdahalenin kaçınılmaz olduğunu belirten Trump, masadaki tüm diplomatik kartları askeri seçeneklerle takas etmeye hazır görünüyor. Küresel enerji piyasalarını ve Orta Doğu’nun kırılgan dengelerini doğrudan etkileyecek bu gelişme, uluslararası kamuoyunda ikinci bir savaş dalgası endişesini tetikledi.
Dismantling ve Tam Denetim: Washington Ne İstiyor?
ABD’nin talepleri bu kez sadece zenginleştirme faaliyetlerini durdurmakla sınırlı değil. Beyaz Saray; Fordo, Natanz ve İsfahan gibi kritik tesislerin tamamen sökülmesini, yer altındaki çalışmaların yasaklanmasını ve uranyum stoklarının derhal teslim edilmesini şart koşuyor. Trump yönetiminin en büyük çekincesi, İran’ın nükleer programı üzerinden kısa sürede silah üretme kapasitesine ulaşması. Özellikle yüzde 20 ve yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stokları, Washington için kırmızı çizgi niteliğinde. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin de vurguladığı gibi, sadece en yüksek seviyedeki stoklar değil, düşük seviyeli ama yüksek miktarlı uranyum da programın hızla canlanması için bir risk teşkil ediyor.
Hürmüz Boğazı ve Enerji Güvenliği Çıkmazı
Anlaşma taslağının en kritik maddelerinden biri de dünyanın petrol şahdamarı olan Hürmüz Boğazı’nı kapsıyor. ABD, bölgedeki ablukayı gevşetme karşılığında tanker trafiğinin tam güvenliğini ve mayın temizleme işlemlerinin garanti edilmesini bekliyor. İran Devrim Muhafızları’nın boğazdaki etkinliği, küresel ticaret yolları üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanılmaya devam ederken, Trump’ın “Özgürlük Projesi”ni askıya alması Tahran’a verilmiş son bir şans olarak yorumlanıyor. Ancak Lübnan’daki İsrail saldırılarının devam etmesi, bölgedeki ateşkes çabalarının ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Vatandaşı Neler Bekliyor: Küresel ve Yerel Etkiler
Bu restleşme sadece diplomatik bir kriz değil, aynı zamanda vatandaşın cebini doğrudan ilgilendiren bir ekonomik risk barındırıyor. Orta Doğu’da başlayacak olası bir askeri hareketlilik, petrol fiyatlarında yaşanacak ani artışlar nedeniyle küresel enflasyonu tetikleme potansiyeline sahip. Öte yandan, Washington’un yaptırım politikaları ve İran’ın buna vereceği yanıt, uluslararası nakliye rotalarından tedarik zincirlerine kadar her alanda maliyet artışlarına yol açabilir. Trump’ın “Anlaşmazlarsa bombalama başlar” çıkışı, küresel piyasaların önümüzdeki 48 saati nefesini tutarak izlemesine neden oluyor. Tahran’ın bu baskı stratejisine karşı nasıl bir manevra yapacağı, bölgenin önümüzdeki yıllardaki kaderini belirleyecek.






