MENÜ
23 Haziran 2026 Salı
DOLAR 46,4849 ▲ %0,03
EURO 53,0986 ▼ %0,09
ALTIN 6.135,43 ▼ %2,02

Trump’ın Son Ültimatomu: Orta Doğu’da Silahlar Sustu

90 Dakika Kala Gelen Geri Adım

Dünya, nükleer bir kıyametin provasını andıran o gergin bekleyişten, kelimenin tam anlamıyla uçurumun kenarından dönerek kurtuldu. ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı ve 40 gündür modern tarihin en yıkıcı sahnelerinden birine ev sahipliği yapan savaş, Trump’ın ‘tüm enerji altyapısını yok etme’ tehdidinin dolmasına sadece 90 dakika kala ilan edilen ateşkesle durdu. Pakistan’ın başkenti İslamabad’da kurulacak olan müzakere masası, sadece iki ülkenin değil, küresel enerji ve finans piyasalarının da kaderini belirleyecek. Cumartesi günü başlayacak olan görüşmelerde ABD tarafını Başkan Yardımcısı JD Vance temsil ederken, İran kanadı Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile masaya oturacak.

Masadaki Büyük Kumar: Uranyum ve Gümrük Vergileri

Donald Trump, her zamanki alışılagelmiş ‘pazarlık ustası’ kimliğiyle kameraların karşısına geçerek anlaşmanın detaylarını paylaştı. Ancak bu kez durum emlak kontratlarından çok daha karmaşık. Varılan ön uzlaşıya göre İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durduracak ve yerin altındaki nükleer kalıntıları Amerikan ekiplerine teslim edecek. Trump’ın ‘verimli bir rejim değişikliği’ olarak nitelendirdiği bu süreç, İran üzerindeki yaptırımların ve tarifelerin kaldırılması vaadini taşıyor. Fakat madalyonun diğer yüzünde keskin bir tehdit var: İran’a silah sağlayan her ülkeye, ABD pazarına soktukları mallar üzerinden yüzde 50 gümrük vergisi uygulanacak. Bu hamle, küresel ticaretin kurallarını yeniden yazmaya aday görünüyor.

Ejderhanın Hamlesi: Çin Neden Devreye Girdi?

Bu ateşkesin arkasındaki asıl güç dengesi ise Pekin’den gelen hamleyle değişti. Çin, Hürmüz Boğazı’nın açık kalması ve enerji koridorunun güvenliği için İran’ı masaya oturmaya ikna eden kilit aktör oldu. New York Times’ın sızdırdığı bilgilere göre Pekin, olası bir altyapı çöküşünün küresel ekonomide yaratacağı domino etkisinden çekiniyor. Tahran yönetiminin bu süreci Çin üzerinden yürütmesi, aslında olası bir başarısızlık durumunda faturayı Pekin’e kesme stratejisi olarak okunuyor. Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın yürüttüğü mekik diplomasisi ise bölgedeki ‘sağduyu ittifakı’nın hala hayatta olduğunu kanıtlar nitelikte.

40 Günün Bilançosu: Kan ve Rakamlar

Savaşın durması, geride bıraktığı devasa enkazı ortadan kaldırmıyor. 40 günlük sürede ABD’nin operasyon maliyeti 31 milyar doları aşarken, İsrail’in kasasından 15 milyar dolar çıktı. Ancak asıl trajediyi rakamlar değil, yitip giden hayatlar anlatıyor. İran Sağlık Bakanlığı, aralarında yüzlerce kadın ve çocuğun bulunduğu 2 bin 76 kişinin hayatını kaybettiğini, 26 binden fazla kişinin yaralandığını duyurdu. Lübnan’dan Ürdün’e, Irak’tan Suudi Arabistan’a kadar geniş bir coğrafyada hissedilen bu yıkım, diplomasinin neden bir tercih değil zorunluluk olduğunu bir kez daha gösterdi. Şimdi gözler İslamabad’daki masada; zira 15 günlük bu ‘soluklanma’ sürecinin kalıcı bir barışa mı yoksa daha büyük bir fırtına öncesi sessizliğe mi dönüşeceği henüz belirsizliğini koruyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir