Hürmüz’de Kördüğüm: Petrol Silahı ve Tahran’ın Hamlesi
Dünya ekonomisinin atardamarı sayılan Hürmüz Boğazı, son haftalarda bir ticaret rotasından çok devasa bir barut fıçısını andırıyor. Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu dar su yolu, Tahran’ın elindeki en büyük koz haline gelmiş durumda. Basra Körfezi’ndeki tanker trafiğinin saldırılarla felç edilmesi, varil fiyatlarını bir gecede 120 dolar bandına fırlatırken, modern dünyanın enerji bağımlılığının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha kanıtladı. Suudi Arabistan’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne kadar dev üreticilerin sevkiyatları durma noktasına gelirken, Bahreyn gibi ülkelerin ‘mücbir sebep’ ilan etmesi, piyasalarda tam bir panik havası estirdi. Bu sadece bir arz sorunu değil; aynı zamanda küresel bir şantajın anatomisidir.
Sandık Korkusu Petrolü Yener mi?
Okyanusun öteki tarafında, Beyaz Saray’da ise hesaplar çok daha farklı işliyor. Donald Trump’ın ‘savaş büyük ölçüde tamamlandı’ şeklindeki açıklaması, aslında sahadaki askeri bir zaferden çok, yaklaşan ara seçimlerin bir habercisi niteliğinde. ABD’li seçmenin cebini yakan yüzde 17’lik benzin artışı, Cumhuriyetçiler için sandıkta tam bir kabusa dönüşebilir. Kaya gazı zengini Amerika’nın kendi iç piyasasındaki enflasyonu dizginleyememesi, Trump’ın en güçlü vaadi olan ‘alım gücü’ kartını elinden alıyor. Dolayısıyla, petrolü 100 doların altına çeken bu iyimser açıklama, askeri bir rapordan ziyade, Amerikan perakende sektörünü ve huzursuz seçmeni yatıştırma amacı taşıyan ustaca bir manevra olarak okunmalı.
Stratejik Rezervler ve G7’nin Enerji Satrancı
Piyasalar Trump’ın sözleriyle bir nefes alsa da, madalyonun diğer yüzünde derin bir belirsizlik hakim. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron önderliğindeki G7 ülkeleri, stratejik rezervleri devreye sokma planları yaparken, aslında bir ‘stok yalanıyla’ mı karşı karşıyayız? Finans çevrelerinde konuşulanlara göre, Biden döneminde ciddi şekilde eritilen ABD petrol rezervleri henüz tam kapasiteye ulaşmış değil. Toplam 20 günlük bir rezervle devasa bir enerji krizini yönetmeye çalışmak, bir nevi kumar oynamaya benziyor. İran’ın ‘petrol 200 dolar olur’ tehdidi, sadece bir gözdağı değil, aynı zamanda Batı’nın bu lojistik zafiyetine vurulan bir darbedir. Sonuçta, ekranlardaki yeşil ve kırmızı rakamlar sadece ekonomiyi değil, mutfaktaki ekmeğin fiyatından büyük güçlerin jeopolitik geleceğine kadar her şeyi tayin ediyor.






