MENÜ
02 Haziran 2026 Salı
DOLAR 45,9303 ▲ %0,06
EURO 53,5527 ▲ %0,21
ALTIN 6.692,47 ▲ %1,10

Trump’ın Kürt Liderlerle İran Görüşmesi: Bölgede Yeni Gerilim Kapıda mı?

Ortadoğu’da Derinleşen Gizemli Görüşmeler

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafel Talabani ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği yönündeki iddialar, Ortadoğu siyasetinde yeni bir tartışma dalgası yarattı. Kaynaklara göre, bu kritik görüşmelerde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası saldırı senaryoları ile Tahran’ın muhtemel misillemeleri masaya yatırıldı. Bölgesel istikrarsızlığın tavan yaptığı bir dönemde gerçekleştiği öne sürülen bu diyaloglar, zaten gergin olan coğrafyanın tansiyonunu daha da yükseltebilecek nitelikte.

Netanyahu’nun Kürtleri Öne Sürme İddiası ve Tarihi Arka Plan

İddiaların odağında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun aylarca süren perde arkası girişimlerinin olduğu belirtiliyor. Axios’un haberine göre Netanyahu, Beyaz Saray’daki bir toplantıda ABD’nin İran politikalarında ‘Kürt kartını’ oynaması gerektiğini ilk kez Trump’a teklif etti. Bu stratejinin ardında, Kürtlerin İran-Irak sınırı boyunca binlerce silahlı unsura sahip olması ve kontrol ettikleri stratejik bölgelerin olası bir çatışmada kilit rol oynayabileceği düşüncesi yatıyor. İsrail’in, Suriye, Irak ve İran’daki bazı gruplarla uzun yıllara dayanan güvenlik ve istihbarat bağları olduğu biliniyor. Tarihsel olarak, büyük güçler Ortadoğu’daki kendi çıkarları doğrultusunda, bölgenin kadim halklarını, özellikle de Kürtleri, vekâlet savaşlarında birer araç olarak kullanma eğiliminde olmuştur. Bu durum, bölge halkları için çoğu zaman ağır bedellerle sonuçlanmış, uzun vadeli istikrarsızlığa ve insani krizlere yol açmıştır. Kürtlerin siyasi ve coğrafi konumu, onları her zaman büyük güçlerin hesaplaşma alanında kritik bir aktör haline getirmiştir. Ancak bu roller, beraberinde her zaman kırılganlığı ve dış müdahalelere açıklığı da getirmiştir.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde Artan Gerilim ve Halkın Endişeleri

Bu iddiaların yanı sıra, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) de son dönemde artan saldırılarla sarsılıyor. Erbil’in Degele nahiyesindeki Peşmerge güçleri karargahına kimliği belirsiz kişilerce yapılan SİHA saldırısı, bölgedeki güvenlik boşluğunun ve dış etki alanının genişliğini gözler önüne serdi. Peşmerge Bakanlığı, saldırının ardından yaptığı açıklamada, Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani’den durumu kontrol altına almasını talep ederek, bu tür eylemlerin devam etmesi halinde karşılıksız bırakılmayacağının altını çizdi. Bu durum, IKBY’nin bölgedeki hassas konumunu ve özerkliğini koruma çabasını yansıtıyor.

Vatandaşlar için ise bu saldırılar, günlük yaşamın olağan akışını bozan, endişe verici bir tablo çiziyor. Güvenliğin zayıflaması, yatırımların sekteye uğraması ve uluslararası prestijin zarar görmesi gibi olumsuz sonuçları beraberinde getirebilir. Erbil gibi bölgenin en istikrarlı kentlerinden birinin dahi hedef alınması, halkın güven duygusunu derinden sarsmaktadır. Kentin ekonomik canlılığı ve uluslararası işbirlikleri, bu tür saldırıların gölgesinde büyük risk altındadır. Daha önce de Erbil Havalimanı, özellikle ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait üssün bulunduğu alanlar, hedef alınmıştı. Peş peşe gelen SİHA’lar, hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirilse de, bu saldırıların devamlılığı, bölgedeki güç mücadelesinin acımasız yüzünü ortaya koymaktadır. 1 Mart gecesi yaşanan ve havalimanında büyük patlamalara ve yangınlara neden olan saldırılar, sıradan vatandaşın can ve mal güvenliği üzerindeki tehdidin ciddiyetini açıkça göstermiştir. Bu saldırıların, Şii milis Haşdi Şabi’ye bağlı Seraya Evliya el-Dem gibi gruplar tarafından üstlenilmesi, Irak’ın içindeki vekiller arası çatışmanın boyutunu gözler önüne sermektedir.

Bölgesel İstikrar İçin Diplomasinin Rolü

Bu karmaşık denklemler içerisinde, ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilim hattında Kürtlerin adı geçmesi, bölgedeki dinamikleri daha da çetrefilli hale getirmektedir. Herhangi bir yanlış adım veya provokasyon, geniş çaplı bir çatışmaya kapı aralayabilir, ki bunun bedelini en ağır şekilde sıradan insanlar ödeyecektir. Tarih boyunca defalarca şahit olduğumuz gibi, vekalet savaşları ve dış müdahaleler, bölgedeki halkları yoksulluğa, yerinden edilmeye ve umutsuzluğa sürüklemiştir. Bu nedenle, tüm tarafların provokasyonlardan kaçınması ve diplomatik kanalları açık tutması, bölgede kalıcı barış ve istikrarın temini için hayati önem taşımaktadır. Zira çatışmaların derinleşmesi, sadece bir avuç siyasi aktörü değil, milyonlarca masum canı etkileyecektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir