Hürmüz Boğazı ve Enerji Krizi Kapıda
Dünyaca ünlü İngiliz dergisi New Statesman, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran politikasına yönelik çarpıcı bir analiz yayınladı. “Çöküş: Donald Trump Amerikan İmparatorluğunu Nasıl Yok Etti?” başlığıyla paylaşılan yazıda, Trump’ın başlangıçta “küçük bir gezi” olarak tanımladığı askeri müdahalenin, kontrol dışı bir küresel felakete dönüştüğü ifade edildi.
Donald Trump, operasyonun henüz 10. gününde Miami’deki golf kulübünden yaptığı açıklamada, süreci oldukça hafife almıştı. Bu müdahaleyi hem bir gezi hem de bir savaş olarak niteleyen Trump, operasyonun planlanandan hızlı ilerlediğini ve çok yakında sona ereceğini iddia etmişti. Ancak analizde, bu yaklaşımın sadece bir temenniden ibaret kaldığı ve ABD’nin tarihindeki en büyük stratejik hatalardan birini yaptığı vurgulanıyor.
ABD’nin asıl hedefi en başta İran’ın nükleer kapasitesini durdurmaktı ancak süreç kısa sürede rotasından çıktı. Stratejinin odağı nükleer tesislerden bir anda Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasına kaydı. Analistler, bu değişimin büyük bir risk barındırdığını savunuyor. Zira Hürmüz Boğazı’nın askeri güçle kontrol altında tutulmaya çalışılması, Amerikan ordusu için ağır kayıplar ve sürdürülemez bir maliyet anlamına geliyor. ABD bölgeden çekildiği anda kontrolün tekrar İran’ın eline geçeceği gerçeği, Washington’daki hesapları altüst etmiş durumda.
İran Parlamentosu’ndan gelen son hamleler ise işin ciddiyetini artırıyor. Boğazdan geçen gemilere geçiş ücreti uygulanması ve belirli ülkelere ayrıcalık tanınması planı, küresel denizcilik dengelerini tamamen değiştirebilir. İranlı yetkililer, bölgedeki denizcilik rejiminin artık eskisi gibi olmayacağını ve Trump’ın bölgeyi dönüştürme hayalinin, deniz ticaretini İran lehine çevirdiğini açıkça ifade ediyor.
Krizin vatandaşlar üzerindeki en büyük etkisi ise enerji ve gıda fiyatları üzerinden olacak. Dünya petrol arzının beşte birinin geçtiği bu rotadaki riskler, küresel sigorta sistemlerini devre dışı bırakabilir. Eğer sevkiyat durma noktasına gelirse, küresel gıda zinciri ve yarı iletken üretimi büyük bir darbe alacak. Bu durumun Türkiye dahil birçok ülkede akaryakıt pompa fiyatlarından teknolojik ürün maliyetlerine kadar her alanı doğrudan etkilemesi bekleniyor.
Öte yandan, petro-dolar sisteminin sarsılması ve Çin’in petrol ticaretinde yuan kullanmaya başlaması, ABD’nin küresel ekonomik hegemonyasının sonu olarak yorumlanıyor. Analiz, savaşın sonucu ne olursa olsun İran’ın bölgede daha güçlü bir aktör olarak kalacağını, ABD’nin ise “küresel imparatorluk” imajının yerle bir olduğunu belirterek dünya kamuoyuna uyarıda bulunuyor.






