İslamabad Koridorlarında Gizli Trafik: Karar Verici Kim?
Dünya gözünü Mayıs 2026’nın sıcak gündemine, Pakistan’ın başkenti İslamabad’a dikmiş durumda. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri harekatın ardından, diplomatik satranç tahtası yeniden kuruluyor. Ancak burada bir gariplik var. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, barış görüşmelerinin ikinci turu için şehre geldiğinde Başbakan Şahbaz Şerif ile değil, ordunun tepesindeki isim Mareşal Asım Münir ile görüşmeyi seçti. Peki, neden sivil yönetim bypass ediliyor? Cevap, Pakistan’ın ‘müesses nizam’ dediğimiz o gölge yapısında gizli. Mareşal Münir, Donald Trump’ın ‘en sevdiği mareşal’ olarak tanımladığı bir figür ve şu an Washington ile Tahran arasındaki tek güvenli telefon hattı onun elinde.
Pakistan Neden Ateşle Oynuyor?
Bir muhabir olarak sormamız gereken asıl soru şu: Pakistan sadece barış için mi ter döküyor, yoksa bu krizden bir çıkış yolu mu arıyor? Pakistan ekonomisi şu an uçurumun kenarında. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması demek, ülkenin enerji damarlarının kesilmesi anlamına geliyor. Haftada dört gün çalışma düzenine geçilen, okulların kapandığı bir ülkeden bahsediyoruz. Münir’in ajandasında 18 milyar dolarlık devasa bir tazminat davası ve yarım kalan İran-Pakistan doğalgaz boru hattı var. Pakistan, bu arabuluculuk rolünü kullanarak ABD yaptırımlarını delmenin ve ülkesini karanlıktan çıkaracak doğalgaza kavuşmanın peşinde. Bu sadece bir barış masası değil, aynı zamanda bir hayatta kalma pazarlığı.
Arka Kapı Diplomasisi ve Türkiye’nin Rolü
Olayın perde arkasını deştiğimizde karşımıza çok daha ilginç bir iddia çıkıyor. Güvenlik uzmanlarına göre bu masa, sadece Pakistan’ın kendi inisiyatifiyle kurulmadı. Ankara’nın bu süreçte ‘sessiz ama belirleyici’ bir güç olduğu konuşuluyor. Mareşal Münir’in Türkiye ile yaptığı 50’den fazla telefon trafiği, masanın mimarının aslında kim olduğuna dair ciddi ipuçları veriyor. Pakistan burada vitrindeki aktör rolünü üstlenirken, bölgedeki dengeleri koruma görevini Ankara ile koordineli yürütüyor. Eğer bu görüşmelerden bir sonuç alınırsa, sadece ABD ve İran arasındaki buzlar erimeyecek; aynı zamanda Pakistan’ın kronikleşmiş Belucistan sorunu da İran ile sağlanacak yeni iş birliği sayesinde çözüme kavuşacak.
Riyad-Abu Dabi Hattında Gerilim
Ancak her hamle beraberinde yeni bir risk getiriyor. Pakistan’ın Suudi Arabistan ile imzaladığı savunma anlaşması ve ‘İslami NATO’ benzeri yapılanma, Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) rahatsız etmiş durumda. Abu Dabi’nin aniden 3,5 milyar dolarlık kredi geri ödemesi talep etmesi, Pakistan’a verilen bir ‘eksen’ uyarısıdır. İslamabad şimdi bir yanda Trump’ın beklentileri, diğer yanda İran’ın bölgesel gücü ve Körfez’in parası arasında çok ince bir ipte yürüyor. Bu tehlikeli oyunda Mareşal Münir’in atacağı bir sonraki adım, sadece Orta Doğu’daki savaşın seyrini değil, Pakistan’ın bir devlet olarak geleceğini de belirleyecek.






