Rakamlar Yalan Söylemiyor: Washington’ın Büyük Yanılgısı
Siyaset sahnelerinde ve kürsülerde anlatılan pembe tablolar, istatistiklerin soğuk gerçekliğine çarptığında genellikle parçalanır. Bugün Washington hattında tam olarak bu yaşanıyor. Donald Trump ve ekibi, İran’ın füze kapasitesinin %80’den fazlasının imha edildiğini iddia ederken, CIA’den sızan veriler durumun hiç de öyle olmadığını, hatta tam tersine bir direncin sürdüğünü kanıtlıyor. Trump’ın ‘Füzelerin sadece %18-19’u kaldı’ açıklaması, sahadaki mobil bataryaların ve yer altı depolarının görmezden gelindiği bir stratejik körlüğün sonucu olabilir.
Stratejik Hata: Geleneksel Kalkan Gerçekten Yıkıldı mı?
Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ‘İran’ın geleneksel kalkanı artık yok’ tezi, kağıt üzerinde mantıklı görünebilir. Ancak analitik bir gözle bakıldığında, İran’ın savunma doktrininin zaten ‘sabit üsler’ üzerine kurulu olmadığını görüyoruz. CIA raporları, Tahran’ın elindeki mobil füze rampalarının %75’inin hâlâ sapasağlam olduğunu ve her an fırlatmaya hazır beklediğini gösteriyor. İşte bu yüzden kaybediyoruz; çünkü düşmanın kapasitesini sabit hedeflerle ölçmek, modern savaşın dinamiklerini ıskalamaktır. Sabit tesisleri vurmak kolaydır, ancak sürekli yer değiştiren yüzlerce rampayı etkisiz hale getirmek neredeyse imkansızdır.
Stokların %70’i Hâlâ Ellerinde
Washington Post’un ulaştığı istihbarat analizleri, İran’ın savaş öncesi stoklarının yaklaşık %70’ini koruduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu veri, aylardır süren operasyonların hedeflenen ‘askeri çöküşü’ getirmediğinin en net kanıtı. İran sadece elindekini korumakla kalmıyor, aynı zamanda hasar gören sistemleri onarıyor ve üretim bantlarını yer altına taşıyarak imalatı sürdürüyor. Caydırıcılığın bitmesi bir yana, İran’ın nükleer programını korumak için inşa ettiği bu askeri şemsiye, CIA verilerine göre halen işlerliğini koruyor.
Ekonomik Direnç ve 90 Günlük Kritik Eşik
Sadece askeri değil, ekonomik verilerde de bir ‘algı savaşı’ yaşanıyor. ABD Hazine Bakanlığı, İran ekonomisinin nefesinin kesildiğini savunurken; CIA analistleri, Tahran’ın mevcut baskıya en az 3 ila 4 ay daha tam kapasite direnebileceğini öngörüyor. Kara yolları üzerinden yapılan petrol ticareti ve tankerlerin birer yüzer depoya dönüştürülmesi, ablukanın delindiği noktalar olarak karşımıza çıkıyor. Uzmanlar, özellikle petrol terminali olan Hark Adası’ndaki kapasite aşımının bir çöküş sinyali olabileceğini söylese de, Tahran’ın ‘karaborsa diplomasisi’ bu süreci uzatıyor. Gerçek şu ki; sahadaki askeri stok ve ekonomik dayanıklılık verileri örtüşmedikçe, Washington’dan gelen ‘zafer’ açıklamaları sadece birer siyasi söylem olarak kalmaya mahkumdur.






