MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9704 ▲ %0,01
EURO 53,6419 ▲ %0,53
ALTIN 6.673,71 ▲ %1,82

Trump ve İran Arasında Kritik Eşik: Masa mı Bomba mı?

Hürmüz Boğazı’nda Sinir Harbi: Bir Ay Geride Kaldı

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile başlattığı ateşkes sürecinde dün itibarıyla tam bir ay geride kaldı. 7 Nisan’da önce kısa süreli ilan edilen, ardından süresiz hale getirilen bu sessizlik, bölgede barış rüzgarları estirmekten ziyade ‘sessiz bir fırtına’ öncesi bekleyişi andırıyor. Trump cephesinden gelen ‘Anlaşmaya çok yakınız ama olmazsa vururuz’ mesajları, diplomatik koridorlarda yankılansa da sahada henüz somut bir geri adım atılmış değil.

Tahran ve Washington arasındaki gerilimin merkezinde ise dünyanın enerji damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı yer alıyor. İran, boğazdaki ablukanın kalkmasını ve burası için yeni bir hukuki statü belirlenmesini şart koşarken, nükleer dosyayı bu pazarlıktan ayrı tutmak istiyor. Öte yandan Beyaz Saray, Hürmüz’ün koşulsuz şartsız açılmasını ve İran’ın nükleer kapasitesinin 20 yıl boyunca dondurulmasını masaya koymuş durumda. İki taraf da taviz vermeyi reddedince, süreç tam bir kördüğüme dönüştü.

Tahran’ın ‘Kıyamet Senaryosu’ ve Masadaki Çatlaklar

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Doç. Dr. Serhan Afacan’a göre, Tahran’ın en büyük çekincesi gelecekteki olası bir savaş tehdidinin baki kalması. İran tarafı sadece bir ateşkes değil, gelecekte bir daha saldırı olmayacağına dair ‘demir gibi’ garantiler bekliyor. Ancak Trump yönetiminden gelen çelişkili açıklamalar, İranlı diplomatların elini zorlaştırıyor. Trump’ın ‘Anlaşmaya yakınız’ söylemine karşılık Tahran’dan gelen yalanlamaların arkasında, ortak bir metin olmadan ‘anlaşıldı’ imajı vermekten kaçınma stratejisi yatıyor.

Ancak İran için her şey toz pembe değil. Uzmanlar, Trump’ın İran’ın enerji altyapısını hedef alma tehdidini bir ‘kıyamet senaryosu’ olarak nitelendiriyor. Petrol tesislerinin vurulması, ekonomik olarak zaten zor durumda olan Tahran için telafisi imkansız bir yıkım anlamına gelebilir. Bu korku, İran’ın nükleer ve Hürmüz konularında yansıttığından daha esnek bir duruş sergilemesine neden olabilir. Hürmüz Boğazı şu an için Tahran’ın elindeki en güçlü koz olsa da, bu kozun bir savaşı tetikleme potansiyeli herkesi düşündürüyor.

İsrail Faktörü ve Trump’ın İç Siyaset Hesabı

Diplomatik satrançta sadece iki oyuncu yok. Bölgedeki en büyük değişkenlerden biri de İsrail. Uzmanlara göre, mevcut gerilimden en çok fayda sağlayan taraf olan Tel Aviv, anlaşma masasının devrilmesi ve İran’a yönelik askeri müdahalenin sürmesi için baskısını artırıyor. İsrail’in bu tavrı, Washington-Tahran hattındaki görüşmeleri her an sabote edebilecek bir dinamit fitili gibi orada duruyor.

ABD tarafında ise Trump’ın gözü kasım ayındaki ara seçimlerde. ‘Sonsuz savaşları bitirme’ vaadiyle gelen Trump, ülkeyi büyük bir savaşın içine sürüklerse kamuoyu desteğini kaybedebilir. Ancak aynı zamanda seçmenine ‘zafer’ diye sunabileceği bir başarı hikayesine de ihtiyacı var. Prof. Dr. Yaşar Onay, Trump’ın sadece kendi seçmenine pazarlayabileceği, sembolik kazanımları olan bir anlaşmaya ‘evet’ diyeceğini belirtiyor. Şu an yaşanan durum tam bir ‘kontrollü gerilim’ hali; taraflar birbirini tartıyor ama kimse ilk yumruğu atan ya da ilk geri adımı atan taraf olmak istemiyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir