Washington Karıştı: Beyaz Saray’da ‘Rehine’ Alarmı
Dostlarım, bugün size siyasetin sadece kapalı kapılar ardındaki değil, bizzat cüzdanımızı ve dünya huzurunu hedef alan en sert tablosunu anlatacağım. Amerika’nın en etkili ekran yüzlerinden Tucker Carlson, öyle bir iddiayı ortaya attı ki, yenilir yutulur cinsten değil. Konu başlığımız belli: Donald Trump gerçekten özgür bir lider mi, yoksa İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun elinde bir satranç taşı mı? Carlson’a göre Trump, kendi iradesi dışında bir oyunun içine hapsedilmiş durumda.
Savaşın Gizli Faturası ve ‘Rehine’ Diplomasisi
Bakın, ekonomi şefi olarak söylüyorum; bir ülkenin lideri kendi kararlarını veremiyorsa, o ülkenin piyasaları da, geleceği de başkalarının insafına kalmış demektir. Tucker Carlson, New York Times’a verdiği mülakatta Trump için ‘egemen bir karar verici olmaktan çok bir rehine’ ifadesini kullandı. Peki, bu rehin alma durumunun arkasında kim var? Yanıt net: Binyamin Netanyahu ve ABD içindeki güçlü destekçileri. 28 Şubat’ta başlayan savaş sürecini ve Trump’ın bu cendereden bir türlü çıkamamasını örnek gösteren Carlson, durumun vehametini gözler önüne seriyor.
8 Nisan Ateşkesi Neden Çöktü?
Mesele sadece siyasi çekişme değil, resmen bir kaos planı tıkır tıkır işletiliyor. Hatırlayın, Trump 8 Nisan tarihinde İran ile bir ateşkes ilan etmişti. Vatandaş ‘oh be, tansiyon düşecek’ derken, saatler sonra Lübnan’dan ölüm haberleri gelmeye başladı. Carlson’ın iddiasına göre bu saldırılar tesadüf değildi. İsrail, İran dahil herkesin dikkatini çekecek şekilde Lübnan’da sivilleri hedef alarak, masadaki çözüm ihtimalini resmen havaya uçurdu. Amaç ise tek: İran tamamen yok edilip kaosa sürüklenene kadar bu kanlı döngüyü devam ettirmek.
Suskunluğun Bedelini Kim Ödeyecek?
Buradaki en acı verici nokta ise Trump’ın tavrı. ‘Müzakere istiyorum’ diyen bir lider, kendi anlaşmasını bozan bir başka lideri nasıl olur da kamuoyu önünde eleştiremez? Carlson haklı olarak soruyor: ‘Şaka mı yapıyorsunuz?’ Bu sessizlik, bir adamın diğeri tarafından tamamen kontrol edilmesidir. Bu sadece Amerika’nın değil, petrol fiyatlarından global tedarik zincirine kadar hepimizin cebini etkileyen devasa bir istikrarsızlık bombasıdır. Eğer dünyanın en büyük askeri ve ekonomik gücü, bir başka ülkenin bölgesel hedefleri uğruna ‘rehine’ pozisyonuna düşmüşse, piyasalarda rasyonel bir hareket beklemek hayalcilikten öteye geçmez.
Çözüm Masasını Kim Devirdi?
Sonuçta karşımızda duran tablo şu: Bir yanda barış ve müzakere dediği halde parmağını oynatamayan bir Trump, diğer yanda ise kaosun devamı için düğmeye basan bir yapı var. Bu durum, diplomatik bir kriz olmanın çok ötesinde, küresel düzenin nasıl bir çıkmaza girdiğinin kanıtıdır. İsrail’in çözüm sürecini durdurması ve Trump’ın buna boyun eğmesi, önümüzdeki günlerde bölgedeki tansiyonun neden hiç düşmeyeceğinin de en net göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.






