Hürmüz Boğazı’nda Gemi Saldırıları ve Telsiz Tehditleri
ABD Başkanı Donald Trump ile İran yönetimi arasında kısa süre önce sağlanan barış ve ateşkes mutabakatı, Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere yönelik düzenlenen füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarıyla derin bir krize girdi. Trump yönetiminin askeri ve ekonomik tedbirlerle karşılık verdiği bu gelişmeler, bölgede yeni bir sıcak çatışma riskini yeniden gündeme taşıdı.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin ilk sinyali pazar günü, güney güzergahını kullanmaya hazırlanan ticari gemilere İranlı operatörler tarafından gönderilen telsiz mesajlarıyla geldi. Wall Street Journal tarafından paylaşılan ses kayıtlarına göre mesajda, rotanın güvenli olmadığı belirtilerek füzelerin ve İHA’ların hedef almaya hazır olduğu yönünde tehditler yer aldı. Bu uyarıların hemen ardından İran askeri güçleri üç ticari gemiyi füze saldırılarıyla hedef aldı. Saldırıya uğrayan gemiler arasında yer alan Katar merkezli bir tankerin makine dairesinde yangın çıktı ve mürettebat tahliye edildi.
ABD Donanmasının Gizli Eşlik Operasyonları
Çatışmaların başlamasından itibaren ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi geçişlerini korumak için gizli bir operasyon yürüttüğü belirlendi. Yetkililerin açıklamalarına göre ABD Donanması, Umman kıyılarını takip eden güney koridorunu kullanarak sivil gemilere refakat etti. Büyük ölçüde gece saatlerinde yürütülen operasyonlarda gemilerin otomatik tanımlama sistemleri kapatılırken, bir ABD destroyeri gemilerin köprü üstü personeli ve şirket merkezleriyle kesintisiz telsiz irtibatı kurdu.
ABD’nin ticari gemilere yönelik bu koruma faaliyeti Tahran yönetiminin tepkisine yol açtı. İran, gemilerin kendi kıyılarına yakın kuzey rotasını kullanmalarını talep ederek güney hattının mayınlı olduğunu öne sürdü. ABD’li yetkililer ise İran’ın son haftalarda güney rotasını kullanan ticari gemilere çok sayıda İHA saldırısı düzenlediğini bildirdi. Son olarak salı günü Hürmüz Boğazı’nın orta kesiminden geçmeye çalışan Avrupa merkezli dört tankere, Devrim Muhafızları tarafından saldırı tehdidinde bulunulması üzerine gemiler rotalarını değiştirmek zorunda kaldı.
Oval Ofis’te Acil Güvenlik Brifingi
Süreci kopma noktasına getiren gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’ya gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrılmaya hazırlandığı sırada yaşandı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in de aralarında bulunduğu üst düzey ulusal güvenlik yetkilileri, Oval Ofis’te Trump’a acil brifing verdi. Yetkililer, İran güçlerinin Hürmüz Boğazı’nın güney koridorundaki ticari gemilere gemisavar füzeleri ve İHA’larla saldırdığını ve aralarında bir sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankerinin de bulunduğu üç geminin saatler içinde vurulduğunu bildirdi.
Güvenlik zirvesinde danışmanlarıyla durumu değerlendiren Trump, İran’ın barış anlaşmasına bağlı kalma konusunda samimi olmadığı kanaatine vardı. Bu durum, Washington’un son iki haftadır yürüttüğü diplomatik sürecin fiilen sona ermesine yol açtı. Trump, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında yaptığı açıklamada, ateşkes sürecinin bittiğini belirterek İran yönetimini sert sözlerle eleştirdi.
Askeri Hava Saldırıları ve Küresel Enerji Piyasası Riskleri
Yetkililer, Trump’ın en çok tepki gösterdiği konunun saldırıların zamanlaması olduğunu belirtti. İran tarafı daha önce, şubat ayında ölen dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in cenaze töreni nedeniyle müzakerelere ara verilmesini talep etmişti. Ancak Trump, diplomatik sürecin suistimal edildiğini savunarak İran’ın petrol satış lisansını iptal etti ve Hürmüz Boğazı çevresindeki İran hedeflerine yönelik askeri hava saldırıları düzenlenmesi talimatını verdi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de Milwaukee’deki konuşmasında, ticari gemilere ateş açılması durumunda askeri karşılık verileceğini vurguladı. Yaşanan bu gerilim, küresel petrol ve enerji piyasalarında fiyat dalgalanmalarına yol açarken, Körfez ülkelerinde de güvenlik endişelerini artırdı.
Uzmanların Görüşleri ve Anlaşmanın Eksik Noktaları
Gelişmeleri değerlendiren İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hazar Vural, mutabakatın başlangıçtan beri uzun vadeli ve kalıcı bir barış getirmesi konusunda zayıflıklar barındırdığını belirtti. Dr. Vural, özellikle Hürmüz Boğazı’nın stratejik bir kart olarak kullanıldığını ifade ederek, karşılıklı misillemelerin Kuveyt ve Bahreyn gibi Körfez ülkeleri için doğrudan güvenlik tehdidi oluşturduğunu söyledi. Vural ayrıca, kalıcı bir çözüm için Rusya, Çin ve Türkiye’nin de katılabileceği küresel bir güven mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ ise sürecin İsrail kaynaklı müdahalelerle sabote edilmiş olabileceğini öne sürdü. Başbuğ, Netanyahu yönetiminin ateşkesi bozmak amacıyla hamleler yaptığını ancak Trump’ın bu arka planı görerek ilerleyen süreçte daha kontrollü hareket edebileceğini ve durumun yeniden diplomatik kanallara evrilebileceğini savundu. Son olarak, mevcut anlaşmanın sivil gemilerin geçiş koordinasyonunu kimin sağlayacağı gibi kritik detayları içermemesinin bu krizlerin önünü açtığı ifade edildi.
Kaynak: Hürriyet






