Mutfaktaki Yangın Sloganla Sönmüyor
İran ile ABD arasındaki o meşhur ‘ateşkes’ kağıt üzerinde kalmış gibi görünüyor. Tahran sokaklarında yürürken burnunuza gelen koku artık sadece kebap değil, açık bir ekonomik çöküşün isli kokusu. Bir yanda rejim desteğiyle meydanlarda bayrak sallayan, ‘direniş’ naraları atan kalabalıklar var; diğer yanda ise akşam tencereyi nasıl kaynatacağını düşünen, sessizce eriyen orta sınıf. 11 Mayıs 2026 itibarıyla İran ekonomisi, sadece yaptırımlarla değil, üst üste gelen krizlerin birikmiş yorgunluğuyla can çekişiyor. Vatandaşın cebindeki delik artık yama tutmayacak kadar büyümüş durumda.
Savaş Bitti Ama Faturası Yeni Geliyor
Hatırlayalım, her şey bir gecede olmadı. Haziran 2025’te yaşanan o 12 günlük yıkıcı savaşın tortuları henüz temizlenmeden, Aralık 2025’teki kur şoku esnafın belini kırdı. Esnaf kepenk kapattığında aslında sadece dükkanını değil, geleceğini de kilitledi. 2026’nın ilk aylarında sanayi tesislerine ve petrokimya devlerine düzenlenen hava saldırıları, üretimi felç etti. Bugün Tahran’da bir öğretmen, aylardır süren bu kaosu ‘hiç bitmeyecek bir kabus’ olarak tanımlıyor. Gıda ve ilaç fiyatları artık ulaşılamaz bir seviyede. İnsanlar barışın gelmesini beklerken, barışın getiremediği refahın faturasını her gün market kasalarında ödüyor.
İnternet Bile Lüks Tüketim Sınıfına Girdi
Ekonomik ambargonun sadece fiziksel mallara değil, dijital dünyaya da vurduğu darbe çok ağır. Tam 73 gündür süren internet kısıtlamaları, Tahran’da hayatı adeta taş devrine döndürdü. Güvenlik gerekçesiyle kapatılan internete erişim, artık sadece parası olana ya da ‘ayrıcalıklı’ bir azınlığa mahsus. Düşünün, 50 gigabaytlık bir paket yaklaşık 2,8 milyon tümen. Aylık maaşın 20 milyon tümen olduğu bir ülkede, maaşınızın neredeyse yüzde 15’ini sadece dünyaya bağlanmak için harcamak zorundasınız. Bu durum, bilgiye erişimi bile bir sınıfsal çatışma unsuru haline getiriyor.
Sloganlar Karın Doyurmuyor
Kentin bir caddesinde bedava yemek ve müzik eşliğinde ‘direniş’ şovları yapılırken, arka sokaklarda işsiz kalan binlerce sanayi işçisi sessizce evine dönüyor. Rejim yanlısı etkinlikler son iki ayda tavan yapmış olsa da, bu organizasyonların gerçek piyasa gerçeklerini örtbas etmeye yettiğini söylemek imkansız. Sanayi bölgelerindeki işsizlik patlaması, sadece bugün için değil, İran’ın gelecekteki on yılı için de büyük bir tehdit oluşturuyor. İki ayrı dünyanın, iki ayrı gerçekliğin aynı coğrafyada bu kadar keskinleşmesi, huzurun ne zaman geleceği sorusunu değil, faturanın daha ne kadar kabaracağını sorduruyor.






