AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, İsviçre’nin finansal ve kültürel merkezlerinden biri olan Zürih’te, İsviçre Türk Toplumu (İTT) tarafından düzenlenen geniş katılımlı iftar programına iştirak etti. T.C. Bern Büyükelçisi Şebnem İncesu, Zürih Başkonsolosu Fazlı Corman ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisinin hazır bulunduğu organizasyon, Avrupa’daki Türk diasporasının diplomatik ve sosyal temsili açısından kritik bir zemin oluşturdu. Zürih, İsviçre’nin en büyük şehri olmasının yanı sıra, barındırdığı yoğun Türk nüfusuyla diaspora siyasetinde stratejik bir nokta olarak kabul edilmektedir.
Programda bir konuşma gerçekleştiren Soylu, ramazan ayını sadece dini bir vecibe değil, köklü bir medeniyet tasavvuru olarak tanımladı. Türkiye’nin dört bir yanındaki tarihi camilerden esintiler sunarak, bu manevi iklimin toplumsal hafızadaki birleştirici gücüne vurgu yaptı. Adli ve idari süreçlerin takibi açısından bakıldığında, devlet temsilcilerinin yurt dışındaki vatandaşlarla bu tür platformlarda bir araya gelmesi, anayasal bir sorumluluk olan vatandaşların haklarının korunması ve bağlarının güçlendirilmesi ilkesiyle paralellik göstermektedir.
Küresel Ekonomik Paradigma ve Güç Kayması Analizi
Dünya siyasetindeki eksen kaymalarını somut verilerle analiz eden Süleyman Soylu, son yirmi yılda küresel üretim merkezlerinin Batı’dan Doğu’ya doğru tahvil edildiğini belirtti. 2000’li yılların başında G7 ülkelerinin hakimiyetinde olan küresel üretimin, günümüzde teknolojik atılımlar ve sanayi kapasitesiyle Çin ve Asya-Pasifik bölgesine kaydığını ifade etti. Soylu, ABD’nin 38 trilyon dolara ulaşan kamu borç yükü ve Avrupa’nın yaşlanan demografik yapısı ile düşük büyüme oranlarını, Batı egemenliğinin zayıflama emareleri olarak nitelendirdi.
Ekonomik istikrarın milli güvenlik ile doğrudan ilişkili olduğunu kaydeden Soylu, Türkiye’nin borçluluk oranlarının pek çok gelişmiş ülkeye kıyasla daha yönetilebilir seviyede bulunduğunun altını çizdi. Bu durumun, Türkiye’nin jeopolitik özerkliğini korumada bir kalkan görevi gördüğünü belirten Soylu, küresel baskıların kültürel bir tek tipleştirme dayatması içinde olduğunu, bu noktada aile yapısının ve milli değerlerin korunmasının stratejik bir zorunluluk haline geldiğini dile getirdi.
Milli Güvenlik Stratejisi ve Sınır Ötesi Operasyonların Hukuki Zemini
Konuşmasının önemli bir bölümünü sınır güvenliğine ayıran Soylu, Türkiye’nin Suriye politikasının temelinde bir terör devletinin oluşumunu engelleme kararlılığının yattığını vurguladı. Atılan adımların uluslararası hukuk çerçevesinde, sınır güvenliği ve gelecek nesillerin beka sorunu gözetilerek atıldığını belirtti. TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı olarak güvenlik bürokrasisindeki tecrübesine atıfta bulunan Soylu, terörle mücadelenin iç siyasi hesapların ötesinde bir devlet aklı ve kararlılığıyla yürütüldüğünü ifade etti.
Türkiye’de terörle mücadele ve sınır güvenliği süreçleri, İçişleri Bakanlığı ve ilgili güvenlik birimlerinin koordinasyonunda, yargı denetimine tabi ve kanunlarla belirlenmiş yetkiler dahilinde icra edilmektedir. Soylu, bu mücadelenin nihai hedefinin “terörsüz bir Türkiye” inşa etmek olduğunu söyleyerek, devletin zirvesindeki uyumun bu başarının anahtarı olduğunu kaydetti. Zürih temasları kapsamında UID İsviçre Bölge Başkanlığı’nı da ziyaret eden Soylu, Avrupa’nın farklı noktalarında yaşayan vatandaşların taleplerini dinleyerek, güçlü bir Türkiye idealinin sınır ötesindeki temsilcileriyle fikir alışverişinde bulundu.






