MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9770 ▲ %0,01
EURO 53,6129 ▲ %0,44
ALTIN 6.624,54 ▲ %1,07

Şükri’den Korkutan Senaryo: Türkiye-İsrail Savaşı mı?

Diplomasinin Perde Arkasındaki Büyük Risk

İstanbul’da düzenlenen 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi, sadece ekonomik verilerin tartışıldığı bir platform olmaktan çıkarak, Ortadoğu’daki jeopolitik kırılmaların en net şekilde telaffuz edildiği bir merkeze dönüştü. Mısır’ın tecrübeli ismi Şükri’nin açıklamaları, bölgedeki diplomatik koridorlarda konuşulan ancak yüksek sesle dile getirilmeyen o büyük korkuyu gün yüzüne çıkardı: Türkiye ve İsrail arasında bir askeri çatışma ihtimali. Şükri’nin “Umarım bu gerçekleşmez” şeklindeki temennisi, aslında masadaki riskin ne denli ciddi olduğunu ve taraflar arasındaki gerilimin sadece retorikten ibaret kalmayabileceğini gösteriyor.

Bölgesel Saldırganlık ve Genişleyen Savaş Halkası

İsrail’in Ortadoğu politikalarını “saldırgan” olarak nitelendiren Şükri, Gazze’deki yıkımın boyutlarını rakamlarla ortaya koyarken, bu durumun sadece bir güvenlik meselesi değil, bir insanlık suçu olduğunu vurguladı. 70 binden fazla sivilin hayatını kaybettiği, üçte birinin çocuk ve kadın olduğu bir tabloda, “soykırım” ifadesini kullanmaktan çekinmemesi, Mısır’ın ve bölge aktörlerinin İsrail’e bakışındaki keskinleşmeyi gözler önüne seriyor. Lübnan, Suriye ve İran hattındaki askeri hareketlilik ise bu ateşin sadece Gazze ile sınırlı kalmayacağının, tüm bölgeyi içine alan bir kaos planının parçası olabileceğinin işaretlerini veriyor.

Dörtlü İttifak: Bölgesel Denge Arayışı mı?

Haberin satır aralarında en dikkat çeken noktalardan biri de Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki yoğunlaşan temaslar. Bu dört ülkenin bir araya gelmesi, sadece bir ateşkes arayışı değil, aynı zamanda Batı merkezli çözüm önerilerinin tıkandığı noktada yerel ve güçlü bir direnç hattı oluşturma çabası olarak okunmalı. Şükri’nin bu işbirliğine verdiği değer, bölge ülkelerinin kendi kaderlerini tayin etme noktasında artık daha kararlı bir duruş sergileyeceğinin habercisi niteliğinde. Peki, bu dörtlü blok, İsrail’in bölgedeki yayılmacı ve sert gücüne karşı bir denge unsuru olabilecek mi? Şükri’nin “varsayımsal olarak her siyasi çatışma askeri boyuta evrilebilir” uyarısı, diplomatik nezaketin ötesinde, olası bir “B planı”na hazırlık yapıldığını düşündürüyor.

Savaş Suçları ve Uluslararası Hukukun Çöküşü

Şükri’nin Lübnan’daki sivil ölümlerini “savaş suçu” olarak tanımlaması, uluslararası hukukun İsrail söz konusu olduğunda nasıl işlevsiz kaldığına yönelik bir eleştiri barındırıyor. Bölgedeki tecrübeli diplomatlar, İsrail’in saldırganlığının sadece askeri bir strateji olmadığını, aynı zamanda bölge ülkelerini provoke ederek kontrol edilebilir bir istikrarsızlık yaratma amacı taşıdığını iyi biliyor. Türkiye-İsrail geriliminin askeri bir boyuta taşınması ise tüm dengeleri altüst edecek bir gelişme olur. Bu noktada sorulması gereken asıl soru şu: Bu gerilimin tırmanmasından kimler besleniyor ve bölgedeki aktörler bu tuzağa düşmeden kalıcı bir barışı nasıl inşa edecek? Şükri’nin İstanbul’daki bu çıkışı, aslında bu sorunun cevabını arayan ve bölgeyi felaketten korumaya çalışan bir diplomatik manevranın parçası.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir