Washington Kulislerinde 1,5 Trilyon Dolarlık Panik
Washington’un puslu koridorlarında bugünlerde tek bir soru yankılanıyor: Dünyanın en büyük askeri gücü, mühimmatı bittiği için mi bu kadar hırçın? ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Kongre önündeki o kavgacı tavrı, aslında bir güç gösterisinden ziyade, derin bir çaresizliğin dışa vurumu gibi görünüyor. Hegseth, ilave askeri harcamalar için tam 1,5 trilyon dolar talep ederken, karşısındaki senatörleri ‘teslimiyetçi’ olmakla suçladı. Peki, ne oldu da Pentagon bu kadar kısa sürede nakit ve mühimmat krizine girdi? Cevap, İran ile yaşanan 38 günlük o yoğun ve maliyetli savaşın bilançosunda gizli.
38 Günde Eriyen 25 Milyar Dolarlık Cephane
Olayın arka planına baktığımızda, rakamlar tüyler ürpertici bir tabloyu ortaya koyuyor. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) analizleri, ABD’nin İran’daki 13 bin hedefi vurmak için sadece bir ay gibi kısa bir sürede 25 milyar doları havaya savurduğunu gösteriyor. Bu sadece bir para kaybı değil; aynı zamanda teknoloji ve zaman kaybı. Zira ateşlenen her bir Tomahawk füzesinin bedeli 2,6 milyon doları bulurken, bu füzelerin yerine yenilerinin konulması tam dört ile beş yıl sürüyor. Yani bugün atılan bir füzenin boşluğunu doldurmak için 2030 yılını beklemek zorundayız.
Müttefikler Sırtından Bıçaklanma Korkusu Yaşıyor
Pentagon’un kendi stoklarını koruma refleksi, dünyanın geri kalanında büyük bir güven bunalımına yol açmış durumda. Japonya’dan Estonya’ya, Güney Kore’den Polonya’ya kadar pek çok müttefik ülke, daha önce parasını ödedikleri savunma sistemleri için ‘bekleme listesinin sonuna’ itildiklerini fark etti. Özellikle Japonya’nın Çin tehdidine karşı sipariş ettiği 400 Tomahawk füzesinin sevkiyatının belirsiz bir tarihe ertelenmesi, Tokyo’da soğuk duş etkisi yarattı. Mesele sadece mühimmatın fiziksel eksikliği değil, ABD’nin ‘güvenilmez bir tedarikçi’ etiketini üzerine yapıştırmasıdır. Eğer müttefikler başka kapılara yönelirse, Washington’un on yıllardır süren küresel hakimiyeti kağıttan bir kaplan gibi çökebilir.
Üretim Bantları Savaşın Hızına Yetişemiyor
İşin en can alıcı noktası ise sanayi kapasitesindeki tıkanıklık. Lockheed Martin ve RTX gibi dev üreticiler, Kongre’den bütçe onayı almadan kapasite artırmaya yanaşmıyor. Oysa envanterdeki Patriot ve THAAD hava savunma sistemlerinin neredeyse %80’i Körfez’e kaydırılmış durumda. Güney Kore’yi Kuzey Kore füze tehdidinden koruması gereken bataryalar bile artık Orta Doğu’nun çöllerinde bekliyor. Uzmanlar, ‘Sadece para saçmak bu sorunu çözmez’ uyarısında bulunuyor. Çünkü füzeleri üretmek için gereken hammadde, yetişmiş personel ve lojistik zinciri, Trump’ın savaşma hızının fersah fersah gerisinde kalmış durumda. ABD ordusu bugün sadece düşmanlarıyla değil, kendi hantal üretim çarklarıyla da bir savaş veriyor.






