Erivan Sokaklarında Tansiyon Yükseldi
Siyasetin o meşhur ‘reelpolitiği’, bazen sembollerin gölgesinde kalır ama Nikol Paşinyan bu kez gölgede kalmayı değil, ışığı doğrudan o sembolün üzerine tutmayı seçti. Ermenistan’ın kalbinde, Erivan’da düzenlenen meşaleli yürüyüşte bir komşu ülkenin, Türkiye’nin bayrağını yakmak, sokağın öfkesini dindirebilir belki; ancak devlet aklının masadaki elini zayıflatmaktan başka bir işe yaramıyor. Paşinyan, Ermeni Devrimci Federasyonu Daşnaktsutyun tarafından organize edilen bu eylemi sadece kınamakla kalmadı, aynı zamanda ‘provokasyon’ olarak niteleyerek kendi muhalefetine de sert bir mesaj gönderdi.
Provokasyon mu Yoksa Siyaset mi?
Ermenistan Başbakanlık Sözcüsü Nazeli Bağdasaryan’ın açıklamaları, aslında Erivan’daki derin dip dalganın bir özeti gibi. Bağdasaryan, uluslararası alanda tanınan bir devletin bayrağını ateşe vermeyi ‘sorumsuzluk’ olarak tanımlarken, Paşinyan hükümetinin ‘Tarihi Ermenistan’ ile ‘Gerçek Ermenistan’ arasındaki o sancılı ayrımı nasıl derinleştirdiğini de bir kez daha kanıtladı. Paşinyan bir süredir halkına şunu anlatmaya çalışıyor: Geçmişin travmalarıyla yaşayan bir müze devleti mi olacağız, yoksa sınırları tanınan, komşularıyla ticaret yapan ve geleceğe bakan egemen bir devlet mi? Bayrak yakma eylemine gelen bu sert tepki, aslında ikinci seçeneğe atılan riskli ama kararlı bir adımın göstergesi.
Bölgesel Normalleşme ve Vatandaşın Cebindeki Etki
Bu olay sadece iki ülke arasındaki bir diplomatik kriz meselesi değil. Ermenistan içinde yaşayan sıradan bir vatandaş için bu gerilim, aslında kapalı sınırların, bitmek bilmeyen lojistik maliyetlerin ve askeri harcamaların bir yansıması. Paşinyan, bölgedeki ulaşım hatlarını açmayı hedefleyen ‘Barış Kavşağı’ projesinden bahsederken, radikal grupların bu tür sembolik eylemleri projenin altına dinamit koymaktan farksız görülüyor. Gerilimin tırmanması, sadece diplomatik kanalları tıkamakla kalmıyor; aynı zamanda bölgeye gelmesi beklenen yatırımları ve ekonomik rahatlamayı da erteliyor. Başbakanın bu çıkışı, sokağın ateşini söndürmeye yetecek mi bilinmez ama devletin bekası için rasyonel bir yol çizme çabası olduğu aşikar.
Muhalefetin Elindeki Kozlar Zayıflıyor mu?
Daşnaktsutyun gibi geleneksel yapılar için semboller her şeydir. Ancak modern bir devleti yönetmek, sadece semboller üzerinden yürütülebilecek bir süreç değil. Paşinyan’ın bu son çıkışı, Ermenistan içerisindeki milliyetçi cephe ile hükümet arasındaki makasın ne kadar açıldığını gösteriyor. Başbakan, komşu bir ülkenin bayrağının yakılmasını ‘kabul edilemez’ ilan ederek, aslında Ermenistan’ın uluslararası hukuk normlarına bağlı, rasyonel bir aktör olduğu imajını tahkim etmeye çalışıyor. Bu hamle, hem Ankara hem de Bakü cephesinde nasıl yankı bulacak hep birlikte göreceğiz; fakat kesin olan bir şey var ki, Paşinyan artık geçmişin gölgeleriyle savaşmak yerine, o gölgeleri dağıtacak bir güneş arayışında.






