Ortadoğu’da haftalardır süren gerilim, Pakistan’ın arabuluculuğuyla sağlanan iki haftalık ateşkes teklifinin İran, ABD ve İsrail tarafından kabul edilmesiyle bir nebze olsun dindi. Dünya, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ı yok etme tehdidinin ardından nefesini tutmuşken, Tahran yönetimi ve Washington arasında 10 Nisan’da Pakistan’ın başkenti İslamabad’da başlayacak müzakereler, bölgede kalıcı barış umutlarını yeşertti.
Ateşkes kapsamında İran, kritik Hürmüz Boğazı’nın geçici olarak açılmasını onaylarken, ABD Başkanı Trump, İran genelinde sivil hedefleri de kapsayacak şiddetli saldırı planlarını askıya aldığını duyurdu. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre İsrail’in de ateşkese onay vermesi, krizin daha geniş bir çatışmaya dönüşme riskini şimdilik ortadan kaldırdı. Bu gelişme, küresel piyasalarda da olumlu yankı buldu; petrol fiyatlarındaki belirsizliğin azalması, enerji maliyetleri üzerinde baskı hisseden vatandaşlar için kısa vadede bir rahatlama getirebilir.
İran’ın Barış Masasındaki Zorlu Şartları
İran, iki haftalık ateşkes süresince kalıcı barışın sağlanması için on maddelik bir barış planı hazırladı. Bu plan, müzakerelerin kolay geçmeyeceğinin sinyallerini veriyor. Tahran’ın şartları arasında ABD’nin tüm saldırgan eylemlerine kalıcı olarak son vermeyi garanti etmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün devam etmesi ve İran’a uygulanan tüm temel yaptırımların kaldırılması gibi maddeler yer alıyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin İran’ı hedef alan kararlarının sona erdirilmesi ve ABD ordusunun Orta Doğu’dan tamamen çekilmesi gibi talepler, geçmişte ABD tarafından reddedilen konuları yeniden masaya getiriyor.
Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol talebi ise küresel kamuoyunda ve Batı medyasında büyük endişe yaratıyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolu üzerindeki bir kontrol değişimi, uluslararası enerji güvenliği için ciddi sonuçlar doğurabilir. İran’ın boğazdan geçiş ücreti talep etme olasılığı, petrol ve dolayısıyla benzin fiyatlarının yeniden artmasına yol açarak dünya genelindeki tüketicilerin cebine doğrudan yansıyabilir. Demokrat Senatör Chris Murphy’nin de ifade ettiği gibi, bu durum “dünya için felaket” olabilir.
Bu krizin arka planında ABD iç siyasetindeki gelişmeler de önemli rol oynadı. Trump yönetimi, ara seçim kampanyasının hız kazandığı bir dönemde, anketlerde savaşa karşı çıkan ve artan benzin fiyatlarından rahatsızlık duyan Amerikalıların çoğunluğunun desteğini kaybetme riskiyle karşı karşıyaydı. Bu durum, Trump’ı diplomasiye yönelme konusunda daha istekli hale getirmiş olabilir. Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif’in inisiyatifiyle Trump’tan sürenin uzatılması ve İran’dan Hürmüz’ün açılması talepleri, Çin’in de İran üzerindeki barışa teşvik edici etkisiyle birleşerek bu kritik ateşkesin sağlanmasında kilit rol oynadı.
İslamabad’da başlayacak müzakerelerin geleceği ise oldukça belirsiz. Taraflar arasındaki derin anlaşmazlıklar ve İran’ın taleplerinin ABD tarafından kabul edilmesinin düşük bir ihtimal olarak görülmesi, kalıcı bir anlaşmaya varılmasını zorlaştırıyor. Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tekrar kapatma tehdidi ve çatışmaların yeniden başlama riski, hem bölge halkı hem de küresel ekonomi için ciddi endişe kaynağı olmayı sürdürüyor.






