Diplomatik ve Askeri Stratejide Yeni Dönem
Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenen NATO Zirvesi, Türkiye’nin uluslararası ve bölgesel güç konumunu perçinleyen bir platform olarak nitelendirildi. Israel Hayom gazetesinde yer alan değerlendirmede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü diplomasi ve güvenlik stratejilerinin, Türkiye’yi küresel bir aktör haline getirme hedefini desteklediği belirtildi. Haberde, Türkiye’nin 355 bin aktif ve 378 bin yedek askeriyle NATO içinde ABD’nin ardından en büyük ikinci orduya sahip olduğu hatırlatılırken, savunma sanayisinde son 10 yılda kaydedilen ilerlemenin stratejik bir ortaklık vizyonuna dönüştüğü vurgulandı.
Savunma Sanayisinde Küresel Hedefler
Türkiye’nin savunma alanındaki rolünü sadece tedarikle sınırlı tutmayıp politika belirleyici bir konuma taşımayı amaçladığı kaydedildi. Bu çerçevede, Ankara’nın Avrupa savunma ve güvenlik mimarisinin bir parçası olan 150 milyar avroluk SAFE programına dahil edilmesi yönünde girişimlerde bulunduğu ifade edildi. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, Türk savunma sanayisinin dünya genelinde 11. sırada yer aldığı ve küresel silah pazarındaki payının yüzde 1,8’e ulaştığı bilgisi paylaşıldı.
Bölgesel Güç Dengelerinde Değişim
Ariel Üniversitesi’nden Türkiye uzmanı Dr. Assa Ophir, Türkiye’nin askeri tahkimatını bağımsız ve kararlı bir dış politikanın destekçisi olarak tanımladı. Ophir, Ankara’nın statüko odaklı yaklaşımlardan uzaklaşarak küresel güç dengelerinde oyunun kurallarını yeniden belirlemeyi hedeflediğini dile getirdi. Haberde ayrıca, Türkiye’nin 2025 yılı askeri bütçesinin 30 milyar dolara ulaşarak; Yunanistan, Irak, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan ve Gürcistan’ın toplam savunma harcamalarını geride bıraktığına dikkat çekildi. Bu durumun, bölgesel askeri dengelerde önemli bir kaymaya işaret ettiği belirtildi.
Kaynak: Hürriyet






