SİHA Yağmuru ve Savunma Sistemleri
Ankara’nın diplomasi koridorlarında “beklenen fırtına” olarak nitelendirilen o yoğun saldırı dalgası başladı. Ukrayna semaları, Rusya’nın fırlattığı yüzlerce silahlı insansız hava aracıyla (SİHA) adeta kapandı. Ukrayna Askeri İstihbarat Teşkilatı’ndan (GUR) sızan bilgilere göre bu, sıradan bir hava saldırısı değil; hibrit ve çok katmanlı bir operasyonun ilk aşaması. Rus ordusu, sayıları 800’ü bulan SİHA’ları birer ‘yem’ olarak kullanarak Ukrayna’nın elindeki kısıtlı hava savunma mühimmatını tüketmeyi hedefliyor. Radarlar bu yoğun trafikle meşgul edilirken, arkadan gelecek seyir füzeleri ve balistik füzeler için açık kapı bırakılmak isteniyor.
Enerji ve Hükümet Binaları Ateş Hattında
Saldırıların hedef noktalarına baktığımızda, Moskova’nın stratejisini net bir şekilde okuyabiliyoruz. Bu operasyonun öncelikli hedefi cephedeki askerler değil, doğrudan sivil altyapı ve devletin yönetim mekanizması. Enerji santralleri, askeri üretim tesisleri ve hükümet binaları yoğun ateş altında. Özellikle büyük şehirlerin enerji sistemlerine yapılan bu vurgu, Ukrayna’yı lojistik ve psikolojik olarak çökertme amacını taşıyor. Ankara’daki uzmanlar, bu saldırıların sadece Ukrayna içindeki dengeleri değil, bölgedeki enerji güvenliğini de sarsabileceği konusunda hemfikir.
Trump ve Çin Ziyaretiyle Gelen Mesaj
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, saldırıların zamanlamasına dair çok kritik bir parantez açtı. Zelenskiy, bu devasa hava harekatının ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretine denk gelmesinin asla tesadüf olmadığını savundu. Bu durum aslında küresel bir satranç tahtasını andırıyor. Moskova, Washington ve Pekin hattındaki kritik görüşmeler sürerken, ‘Ben buradayım ve denklemin en sert parçasıyım’ mesajını veriyor. Ukrayna’nın NATO üyesi ülkelerin sınırlarına çok yakın bölgelerinin vurulması ise Batı ittifakına karşı açık bir gövde gösterisi niteliğinde.
Sınırda Gerilim ve İnsani Bilanço
Saldırıların bilançosu maalesef ağırlaşıyor. Zelenskiy’nin son açıklamalarına göre 6 kişi hayatını kaybetti, onlarca sivil yaralandı. Ancak asıl tehlike, bu saldırıların NATO sınır hattına bu kadar yaklaşmış olması. Polonya ve Romanya sınırına düşen her bomba, gerilimin bölgesel bir savaşa evrilme riskini masada tutuyor. Bu durum, önümüzdeki günlerde hem Ankara’nın hem de Brüksel’in diplomatik trafiğini iyice hızlandıracak gibi görünüyor. Sivillerin yaşadığı bu trajedi, uluslararası kamuoyunun nasıl bir tavır alacağını merak konusu yaparken, SİHA’ların havada yarattığı o karanlık tablo henüz dağılmış değil.






