Kudüs Sokaklarında Kutlama ve Korku Bir Arada
Kudüs’ün kadim sokakları, perşembe günü düzenlenen geleneksel “Kudüs Günü” yürüyüşüyle birlikte son yılların en gergin günlerinden birini yaşadı. 1967’deki Altı Gün Savaşı sonrası Doğu Kudüs’ün kontrolünün ele geçirilmesini kutlayan on binlerce İsrailli, Eski Şehir’in dar sokaklarını doldururken, kutlamalara eşlik eden sert sloganlar ve fiziksel müdahaleler bölgedeki hassas dengeyi bir kez daha sarstı. Özellikle Müslüman mahallelerinde yaşayan sivil halk, güvenlik endişesi nedeniyle evlerine adeta barikat kurmak zorunda kaldı.
Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa Ziyareti Gerilimi Tırmandırdı
Günün en dikkat çeken ve tartışma yaratan haberi ise İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’den geldi. Geniş bir koruma ordusu eşliğinde Mescid-i Aksa’nın külliyesine giren Ben-Gvir, burada yaptığı açıklamalarla fitili ateşledi. Kudüs’ün kontrolünün 59 yıl önce ele geçirilmesine atıfta bulunan Bakan, bölgedeki egemenliklerini ilan ettiklerini savunurken, çekilen fotoğraflar sosyal medyada hızla yayıldı. Bu hamle, sadece diplomatik bir krizin değil, sokaktaki esnafın ve halkın günlük yaşamını felç eden bir sürecin de başlangıcı oldu.
Eski Şehir’de Kepenkler İndi: Mustafa’nın Hikayesi
Yürüyüş rotası üzerinde bulunan Filistinli esnaf, provokasyon ve şiddet olaylarından çekindikleri için dükkanlarını açamadı. Boşalan sokaklar ve kapalı kepenkler, kutlama atmosferinin ardındaki gerçek dramı gözler önüne serdi. Eski Şehir’in kalbinde, Via Dolorosa bölgesinde yaşayan Mustafa isimli bir Filistinli, yaşadıklarını büyük bir üzüntüyle aktardı. Evinin camlarının kırıldığını ve kapısının zorlandığını belirten Mustafa, “Bu bizim için kara bir gün. İçeride ailemle beklerken onlarca kişi kapımıza dayandı” sözleriyle yaşanan korku dolu anları özetledi. Sokaklardan yükselen sert sloganlar, yıllardır yan yana yaşayan komşular arasındaki uçurumu daha da derinleştirdi.
Sivil Toplum Örgütleri Sahada
Olaylar sırasında sadece yerel halk değil, basın mensupları ve barış aktivistleri de hedef alındı. İsrail ve Filistinli üyelerden oluşan “Birlikte Durmak” (Standing Together) hareketi aktivistleri, şiddeti önlemek ve dükkanların güvenliğini sağlamak için bölgedeydi. Ancak sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, bu aktivistlerin de itilip kakıldığı ve sözlü saldırıya uğradığı görüldü. Gazetecilerin çekim yapması engellenirken, Batı Duvarı’na kadar süren yürüyüş boyunca güvenlik güçleri ile farklı gruplar arasında zaman zaman arbede yaşandı.
Tarihsel Bir Travma ve Bitmeyen Belirsizlik
Kudüs Günü, her yıl sadece bir takvim yaprağının değişmesi değil, aynı zamanda 1967’den bu yana süregelen siyasi ve sosyal krizlerin yeniden hatırlanması anlamına geliyor. Doğu Kudüs’ün statüsü üzerindeki tartışmalar, bu tür organizasyonlarla birlikte daha da alevleniyor. Uzmanlar, dini ve tarihi sembollerin siyasi amaçlarla bu kadar ön plana çıkarılmasının, bölgedeki kalıcı barış umutlarını zedelediğine dikkat çekiyor. Akşam saatlerinde yürüyüşün sona ermesiyle sokaklar bir nebze olsun sessizliğe bürünse de, geride kalan kırık camlar ve kapanan kepenkler, bölge insanının hafızasında derin izler bırakmaya devam ediyor.






