Fırtına Öncesi Sessizlik mi, Ekonomik Yıkım mı?
Huzur dediğimiz şeyin aslında pamuk ipliğine bağlı olduğunu bir kez daha anladık. İran’da Düzenin Maslahatını Koruma Konseyi üyesi ve eski Devrim Muhafızları Komutanı Muhsin Rızayi’nin açıklamaları, diplomatik nezaketi bir kenara bırakıp doğrudan namlunun ucunu gösteriyor. Rızayi’nin ‘Bu bir ateşkes değil, askeri sessizliktir’ çıkışı, sadece bölgedeki askeri hareketliliği değil, küresel ekonominin can damarlarını da tehdit ediyor. Eğer bu ‘sessizlik’ bozulursa, faturayı yine senin, benim gibi sıradan vatandaş ödeyecek.
Namlular Gemilere Kilitlendi: Navlun ve Petrol Krizi Kapıda
Rızayi’nin ‘Fırlatıcılarımız şu anda düşman gemilerine kilitlenmiş durumda ve hepsini batırırız’ cümlesi, sadece bir askeri tehdit değil; aslında küresel tedarik zincirine fırlatılmış bir el bombasıdır. Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin kalbidir. Buradaki tek bir geminin batması, sigorta maliyetlerinin fırlaması, navlun fiyatlarının ikiye katlanması ve nihayetinde senin bindiğin aracın yakıtına, evindeki ısınma giderine ve marketteki her türlü ürüne zam olarak dönmesi demektir. Ekonominin sarsılmaz kuralıdır: Namlu ne kadar çok parıldarsa, yatırımcı o kadar çok kaçar, fiyatlar o kadar çok şişer.
Sıradan Vatandaşın Görünmeyen Faturası
Şimdi ‘Bize ne İran’dan, ABD’den’ diyebilirsiniz ama kazın ayağı öyle değil. Bu gerilim, küresel risk primini artırıyor. Artan risk primi demek, gelişmekte olan piyasalardan sıcak paranın çekilmesi ve döviz kurları üzerinde ağır bir baskı oluşması demek. Rızayi, ateşkesin uzamasının İran’ın lehine olmadığını söylerken aslında kartları açık oynuyor. Baskının artırılması gerektiğini savunması, bölgedeki gerginliğin bir süre daha tansiyonu yüksek tutacağını kanıtlıyor. Bu tip açıklamalar, dolar kurundan tutun da altın fiyatlarına kadar her şeyi tetikleyen birer domino taşıdır.
Gerçek Bir Barış mı Yoksa Ekonomik Savaş mı?
Eski komutanın şartları ağır: İran’ın tüm haklarının yerine getirilmesi ve bunun Birleşmiş Milletler düzeyinde tescillenmesi. Bu sağlanmadığı sürece ‘askeri sessizlik’ her an yerini gürültülü bir çatışmaya bırakabilir. Vatandaşın anlaması gereken asıl mesele şu: Savaşın sadece mermisi, bombası yoktur; savaşın esas yıkımı cüzdanlarda yaşanır. Enerji koridorlarındaki bu kriz senaryosu, enflasyonla mücadele eden dünya ekonomileri için tam bir kabus senaryosu anlamını taşıyor. Eğer o fırlatıcılar gerçekten ateşlenirse, dünya ekonomisi hiç beklemediği bir darbeyle sarsılabilir.






