MENÜ
07 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Karayip’te Yargısız İnfaz: ABD’nin Kanlı ‘Hukuk’u

Denizin Ortasında Sessiz İnfaz: SOUTHCOM’un Yeni Doktrini

Dünyanın öteki ucunda, uçsuz bucaksız maviliklerin ortasında bir tekne… İçinde ne olduğu sadece ‘istihbarat’ raporlarına dayanan bir veri yığını ve aniden tepeden inen devasa bir ateş gücü. ABD Güney Komutanlığı (SOUTHCOM), Karayipler’de uyuşturucu taşıdığı iddia edilen bir tekneyi vurduğunu ve operasyon sonucunda üç kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Ancak bu, bir asayiş operasyonundan ziyade, modern hukukun evrensel ilkelerinin açık denizde sulara gömülmesini andırıyor. Sosyal medya üzerinden paylaşılan görüntüler, aslında bir ‘yakalama’ çabasını değil, doğrudan bir ‘yok etme’ stratejisinin sahadaki kanlı yansımasını gözler önüne seriyor.

Modern Zaman Korsanlığı mı Yoksa Adalet mi?

SOUTHCOM tarafından yapılan açıklamaya göre, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetlerinde kullanıldığına dair bulgular kesin. Peki, bu ‘kesinlik’ kimin mahkemesinde kanıtlandı? ABD ordusunun son dönemde Karayipler ve Pasifik Okyanusu’ndaki tekneleri doğrudan hedef alarak içindekileri etkisiz hale getirmesi, uluslararası hukuk çevrelerinde ‘yargısız infaz’ tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Bir teknenin uyuşturucu taşıyor olması, içindeki insanların savunma hakkı tanınmadan, hakim karşısına çıkarılmadan denizin ortasında infaz edilmesini meşrulaştırır mı? Sistemin açıklarını ustaca kullanan dev devlet mekanizması, ‘uyuşturucu ile mücadele’ maskesi altında hukuk devletinin temel taşlarını birer birer yerinden oynatıyor.

Görüntülerin Arkasındaki ‘Korku’ Mesajı

Operasyon anına ilişkin paylaşılan görüntüler, sadece bir askeri başarı sunumu değil; aynı zamanda potansiyel rotalarda bulunan herkese verilen açık bir gözdağı niteliğinde. İstihbaratın yanılma payı, hedefin yanlış seçilme ihtimali ya da teslim olma hakkı bu doktrinde yer bulamıyor. Karayipler’deki bu son saldırı, ABD’nin ‘küresel şerif’ rolünü, hukukun sınırlarını zorlayarak nasıl bir infaz mekanizmasına dönüştürdüğünü kanıtlıyor. Bölgedeki hareketlilik arttıkça, uluslararası kamuoyunun bu ‘sessiz ve derinden’ ilerleyen imha operasyonlarına karşı sesini yükseltip yükseltmeyeceği ise merak konusu. Hukukun sustuğu yerde mermilerin konuştuğu bu yeni düzen, açık denizleri birer ‘hukuksuzluk alanı’ haline getirme riski taşıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir