Anlaşmanın Eşiğinde Gelen Bombalar
Orta Doğu’da dengeler tek bir gecede altüst oldu. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında tarihi bir uzlaşmaya varılmak üzereyken, İsrail ordusunun Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği hava saldırısı tüm süreci dinamitledi. İsrail, saldırının Hizbullah’ın taciz ateşlerine karşılık gerçekleştirildiğini savunurken, diplomatik kulislerde bu hamle barış masasına indirilen bir darbe olarak yorumlandı.
Trump ve Netanyahu Arasında İpler Koptu
ABD Başkanı Donald Trump, Beyrut bombardımanının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya sert tepki gösterdi. Fox News kaynaklarına göre, iki lider arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde Trump, “Sen ne yapıyorsun?” diyerek öfkesini dile getirdi ve Netanyahu’da ciddi bir muhakeme eksikliği olduğunu belirtti. Trump, tam da İran ile nükleer ve ekonomik konularda tarihi bir uzlaşmaya yaklaşılmışken bu saldırının yapılmaması gerektiğini savundu. Kulislerde dolaşan iddialara göre, ABD yönetimi misillemeyi önlemek adına İran tarafına geniş kapsamlı mali menfaatler içeren gizli bir paket sundu.
“Sıfır Saati” Geldi: Füze Rampaları Ateşlendi
Savaş diplomasisi hız kazanırken, İran cephesinden gelen açıklamalar gerilimi zirveye taşıdı. İran dini liderinin başdanışmanı Ali Ekber Velayeti’nin “Sıfır saati geldi, füze rampaları hazırlanıyor” çıkışından kısa bir süre sonra hareketlilik başladı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in ABD ve İran’ın uzlaştığını duyurduğu dakikalarda, İran füzeleri İsrail semalarında görülmeye başladı. Bu eş zamanlılık, bölgedeki kontrolün ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Tel Aviv’de Güven Krizi ve Büyük Yalnızlık
Gelişmeler, İsrail güvenlik bürokrasisinde tam anlamıyla deprem etkisi yarattı. Ülkenin önde gelen medya organlarından Yedioth Ahronoth’a konuşan üst düzey İsrailli yetkililer, Washington’ın kendilerini devre dışı bıraktığını itiraf etti. İsrailli bir yetkilinin “Trump bizi mahvetti, artık sürecin içinde değiliz ve kararları etkileyemiyoruz” şeklindeki sözleri, Tel Aviv’deki panik dalgasının boyutunu gösteriyor. İsrail tarafı, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının tamamen imha edilmediği bir anlaşmanın kendileri için kalıcı bir güvenlik tehdidi oluşturacağını savunuyor.
Küresel Siyasetin Yeni Gerçekliği
Yaşanan bu kriz, geleneksel ittifakların artık eskisi gibi işlemediğini kanıtlıyor. Washington’ın kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarını ön plana alarak müttefiki İsrail’i bypass etmesi, bölgede yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Okuyucuların sorması gereken asıl soru şu: Güvenlik politikalarını tamamen tek bir küresel güce endeksleyen devletler, o güç masada kendi çıkarlarını aradığında ne kadar güvende kalabilir?
Kaynak: Hürriyet






