Orta Doğu’nun kronikleşmiş gerilim hattında diplomatik koridorlar ateşkesin ikinci aşamasını tartışırken, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’dan sahadaki dengeleri sarsacak sert bir açıklama geldi. Katz, Gazze Şeridi’ndeki stratejik ‘Sarı Hat’ üzerinden verdiği mesajla, İsrail’in askeri hedeflerinden milimetre geri adım atmayacağını net bir dille ifade etti. Bu çıkış, sadece sahadaki askeri operasyonların geleceğini değil, aynı zamanda Trump yönetiminin büyük umutlarla hayata geçirdiği barış planının sürdürülebilirliğini de ciddi şekilde sorgulatıyor.
Stratejik Çıkmaz: Son Tünele Kadar Mücadele
Yediot Ahronoth gazetesi tarafından düzenlenen konferansta kürsüye çıkan Katz, İsrail’in mevcut güvenlik doktrinini ‘Hamas’ın ne silahlarıyla ne de tünelleriyle kalmasına izin vereceğiz’ sözleriyle özetledi. Ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçilmesinin, İsrail’in stratejik mevzilerinden çekileceği anlamına gelmediğini vurgulayan Bakan, Hamas tamamen silah bırakana kadar ‘Sarı Hat’ olarak tabir edilen bölgenin tahliye edilmeyeceğini belirtti. ‘Parolamız basit: Son tünele kadar’ diyen Katz’ın bu ifadeleri, bölgedeki askeri uzmanlar tarafından bir ‘nihai tasfiye’ arzusu olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu katı tutumun ateşkesin ikinci aşamasında öngörülen geri çekilmeleri imkansız kılabileceği ve müzakere masasını kilitleyebileceği uyarısında bulunuyor. Toplumsal düzlemde ise bu durum, bölgedeki insani krizin ve belirsizliğin bir süre daha devam edeceği anlamına geliyor.
Savunma Sanayiinde Özerklik ve 95 Milyar Dolarlık Yatırım
Katz’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici bölümlerden biri de İsrail’in müttefiklerine olan lojistik bağımlılığını azaltma arzusu oldu. Savaş dönemlerinde mühimmat temini konusunda yaşanan pürüzlerin ders niteliğinde olduğunu belirten Bakan, ‘İsrail Kalkanı’ adı verilen devasa bir girişimi kamuoyuna duyurdu. Gelecek 10 yıl içinde savunma bütçesine 95 milyar dolar eklenmesini öngören bu plan, İsrail’in yerli silah üretim kapasitesini maksimize etmeyi hedefliyor. ‘Güvenlik olmaksızın ekonomi, ekonomi olmaksızın da güvenlik olamaz’ diyen Katz, İsrail’in ekonomik gücünü askeri bağımsızlığa tahvil etme kararlılığında olduklarını gösterdi. Bu durum, sadece bölgesel bir çatışma hazırlığı değil, aynı zamanda uzun vadeli bir ‘garnizon devlet’ stratejisinin ilanı olarak yorumlanıyor.
Öte yandan, gözler 19 Şubat’ta Washington’da yapılacak olan Gazze Barış Kurulu toplantısına çevrilmiş durumda. ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 maddelik planının uygulama merkezi olan bu toplantı, İsrail’in sahadaki tavizsiz duruşuyla nasıl harmanlanacak, merak konusu. Şu an itibarıyla Gazze’nin yarısından fazlasını kontrol altında tutan İsrail ordusunun, diplomatik baskılar ile güvenlik kaygıları arasındaki ince çizgide yürüyeceği bu yeni dönem, Orta Doğu’da kartların yeniden karılmasına neden olacak.






