MENÜ
06 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,0985 ▲ %0,05
EURO 53,1535 ▼ %0,91
ALTIN 6.402,09 ▼ %3,34

İsrail’de Heykel Krizi: İnsan Canı mı Semboller mi?

Sembollerin Gölgesinde Kalan İnsanlık Dramı

Lübnan’ın güneyinde, işgal altındaki Deyr Seryan beldesinde yaşanan bir olay, İsrail devlet mekanizmasının adalet terazisindeki dengesizliği sarsıcı bir biçimde gözler önüne serdi. Bir İsrail askerinin Hazreti İsa’yı simgeleyen bir heykeli baltayla parçalaması, Tel Aviv yönetiminde beklenmedik bir infiale yol açtı. Başbakan Binyamin Netanyahu ve Dışişleri Bakanı Gideon Saar gibi en üst düzey isimlerin jet hızıyla kınama mesajları yayımlaması, aslında bölgedeki derin bir stratejik tercihin yansıması niteliğinde. Söz konusu askere verilen 30 günlük hapis cezası, sembolik bir nesneye yönelik saldırının ne kadar hızlı cezalandırılabileceğini gösterirken, aynı hassasiyetin neden insan hayatı söz konusu olduğunda sergilenmediği sorusunu akıllara getiriyor.

Adalet Terazisindeki Keskin Ayrım

İsrail merkezli Haaretz gazetesinin analizlerine göre, bu olay aslında münferit bir disiplin suçundan çok daha fazlasını ifade ediyor. Sosyal medya platformlarında dolaşıma giren görüntüler, İsrail askerlerinin Gazze’deki evlerde sivil halkın mahrem eşyalarıyla alay ettiğini, bombalamaları büyük bir sevinçle kutladığını ve hayatını kaybeden Filistinlilerin naaşları başında hatıra fotoğrafları çektirdiğini defalarca belgeledi. Ancak bu görüntüler, İsrail siyasi kanadında bir ‘heykel’ kadar yankı bulmadı. Özellikle Temmuz 2024’te Sde Teiman Askeri Üssü’nde bir Filistinli esire yönelik uygulanan ağır şiddet ve tecavüz skandalı sızdırıldığında, Netanyahu’nun bu durumu kınamak yerine ‘İsrail’e karşı propaganda saldırısı’ olarak nitelendirmesi, adaletin hangi kriterlere göre işlediğini tartışmaya açıyor.

Batı Şeria’da Cevapsız Kalan Sorular

İşgal altındaki Batı Şeria’da yaşanan sessiz trajediler, sembollerin gördüğü ilginin binde birini bile görmüyor. Tamun beldesinde, 15 Mart 2026’da bayram alışverişinden dönen Beni Avde ailesinin aracının hedef alınması, bu durumun en acı örneklerinden biri. Ali Halid Sayil Beni Avde ve eşi Vaad’in yanı sıra, henüz 5 ve 7 yaşlarındaki çocukları Muhammed ile Osman’ın yaşamını yitirdiği bu olayda, failler hakkında tek bir soruşturma bile açılmadı. Adalet Bakanlığı’na bağlı birimlerin, bir heykelin kırılmasına gösterdiği refleksi, bir ailenin yok olmasına karşı göstermemesi, bölgedeki hukuksuzluğun kurumsallaştığının en net kanıtı olarak okunuyor.

Stratejik Sessizlik ve Gelecek Projeksiyonu

Bugün bir heykelin parçalanmasına gösterilen bu aşırı duyarlılık, aslında Batı dünyasına verilen bir ‘ortak değerleri koruyoruz’ mesajından ibaret. Oysa etten ve kemikten olan, şiddet mağduru Filistinlilerin gördüğü bu derin sessizlik, gelecekte daha büyük toplumsal patlamaların ve diplomatik krizlerin fitilini ateşliyor. Filistinli sivillerin bir tahta parçasından daha az empati gördüğü bir sistemde, cezasızlık kültürü kökleşmeye devam ediyor. Stratejik açıdan bakıldığında, sembollere sığınan bu adalet anlayışı, uzun vadede bölgedeki güven zeminini tamamen yok ederek krizleri daha da derinleştirecek bir potansiyel taşıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir