Savaşın Gizlenen Yıkımı: Binlerce Firari Zihin
İsrail ordusu için Gazze sadece bir coğrafi bataklık değil, aynı zamanda askeri disiplinin ve psikolojik direncin çöktüğü bir kara delik haline geldi. Cepheden gelen her mermi sesine, binlerce askerin zihnindeki kırılma eşlik ediyor. Ordu yönetimi, askerlerin ruhsal çöküşünü saklamak için istatistikleri birer silah gibi kullanarak gerçeği karartıyor. Sahadaki yenilgi, artık kışlalardaki zihinsel iflasla birleşmiş durumda.
Veri Karartma Operasyonu: Gerçeklerden Kaçış
Haaretz gazetesinin aylar süren hukuk mücadelesiyle ortaya çıkardığı tablo, bir ordunun nasıl içten içe çürüdüğünü kanıtlıyor. Normal şartlarda 30 gün içinde verilmesi gereken psikolojik terhis verileri, tam 120 gün boyunca kasten bekletildi. Neden mi? Çünkü açıklanacak rakamlar, sadece askeri değil, siyasi bir depremin de habercisiydi. Ekim 2023 ile Ekim 2024 arasında tam 7 bin 241 asker ve subayın psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle ordudan ilişiği kesildi. Bu rakam, İsrail tarihinin en yüksek, en utanç verici seviyesi olarak kayıtlara geçti.
Rakamlarla Oyun: Buzdağının Görünmeyen Kısmı
Ancak 7 bin rakamı sadece buzdağının görünen kısmı. Sahada görev yapmış subayların itiraflarına göre, İnsan Kaynakları birimi verileri manipüle etmekte uzmanlaşmış durumda. Birçok asker resmi olarak terhis edilmek yerine, sessizce geri hizmete veya lojistik birimlere kaydırılıyor. Bu ‘görünmez askerler’ ordunun kağıt üzerindeki gücünü koruyor gibi görünse de, aslında savaş kabiliyetini yitirmiş birer gölgeden ibaretler. Çatışma bölgesinden kaçmak isteyen, kabuslarla uyanan binlerce gencin feryadı, bürokratik engellerle kamuoyundan saklanıyor.
İntihar Salgını: Sessiz Çığlıklar
İstatistikler yalan söylemez, ama insanlar onları susturabilir. Geçmiş on yılın ortalamasında 12 olan yıllık intihar vakaları, Gazze saldırılarıyla birlikte korkunç bir tırmanışa geçti. Ordunun ve emniyet teşkilatının içindeki bu intihar dalgası, savaşın sadece karşı tarafa değil, saldırgana da ne kadar ağır bedeller ödettiğinin en net göstergesi. Askeri yönetim, moral bozulmasın diye bu ölümleri ‘eğitim kazası’ ya da ‘kişisel nedenler’ kılıfına sokmaya çalışsa da, sokağa yansıyan gerçekler çok daha karanlık. Bu çöküş, sadece bir ordunun personeli kaybetmesi değil, bir askeri doktrinin topyekün iflasıdır.
Toplumun Taşıyamadığı Ağır Yük
Askerlerin yaşadığı bu travma sadece kışla duvarları arasında kalmıyor; İsrail toplumunun geneline yayılan bir güvensizlik ve korku iklimini besliyor. Terhis edilen binlerce travmatize asker, sosyal hayatın içine birer ‘canlı bomba’ gibi dönüyor. Devletin bu gerçeği gizleme çabası, sorunu çözmek yerine daha da derinleştiriyor. Savaş bittiğinde geriye sadece yıkılmış şehirler değil, onarılması imkansız parçalanmış zihinler kalacak. Verileri gizlemek, bu gerçeği değiştirmeye yetmiyor.






