MENÜ
07 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

İranlı Komutandan ABD’ye Sert Uyarı: Büyük İran Yutulamaz

İran’ın askeri zirvesinden gelen son açıklamalar, bölgedeki tansiyonu zirveye taşıyacak nitelikte. **General Hatemi**, İran Ordusu Komuta ve Kurmay Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, Batı’ya ve özellikle ABD’ye karşı adeta savaş baltalarını çıkardı. Hatemi, dış güçlerin İran’ı zayıf görme yanılgısına düştüğünü belirterek, milyonlarca askerin vatan savunması için tetikte beklediğini vurguladı. Bu çıkış, Tahran’ın son dönemde artan bölgesel baskılara karşı geliştirdiği ‘aktif direniş’ stratejisinin en somut dışavurumu olarak kayıtlara geçti.

İran’ın Çift Başlı Askeri Gücü: Ordu ve Devrim Muhafızları

İran’ın savunma doktrini, dünyada eşine az rastlanan bir yapı üzerine kurulu. Ülkede silahlı kuvvetler, **İran Ordusu** ve **İran Devrim Muhafızları Ordusu (SEPAH)** olmak üzere iki bağımsız yapıdan oluşuyor. 1979 Devrimi öncesinden gelen klasik ordu sınır güvenliğine odaklanırken, Devrim Muhafızları rejimin ideolojik bekasını koruyor. Her iki gücün de kendine ait kara, deniz ve hava kuvvetlerinin bulunması, İran’ı olası bir işgal girişimine karşı dünyanın en zorlu coğrafyalarından biri haline getiriyor. Hatemi’nin ‘yutulamaz ülke’ vurgusu, işte bu devasa ve çok katmanlı askeri makineye dayanıyor. Devrim Muhafızları’nın ekonomi ve siyaset üzerindeki hegemonyası ise ülkenin sadece askeri değil, toplumsal olarak da birer garnizona dönüştüğünün kanıtı.

Jeopolitik Kale ve Direniş Ekseni

İran, yaklaşık 1,6 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ve sarp dağ silsileleriyle doğal bir kale niteliğinde. **Zagros Dağları**’ndan Basra Körfezi’ne kadar uzanan bu coğrafi zorluk, General Hatemi’nin Vietnam ve Afganistan hatırlatmalarıyla anlam kazanıyor. Hatemi, ABD’nin bu bölgelerden ‘utanç içinde’ çekildiğini hatırlatarak, gelişmiş silah sistemlerinin ve uçak gemilerinin kararlılık karşısında bir hükmünün olmadığını savundu. İran’ın resmi ideolojisinin merkezinde yer alan ‘direniş’ kavramı, sadece bir askeri terim değil, aynı zamanda diplomatik bir koz olarak kullanılıyor. Hatemi’ye göre, düşmanın ‘yarı darbe’ girişimi olarak nitelendirdiği sokak olayları başarısızlığa uğradı ve sistem kendi içindeki sarsıntıları atlatmayı başardı.

Uluslararası hukuk ve egemenlik hakları çerçevesinde bakıldığında, İran’ın bu sert tutumu bölgesel bir caydırıcılık yaratma çabası olarak görülüyor. Türkiye gibi komşu ülkeler için de büyük önem taşıyan bu askeri hareketlilik, bölgedeki istikrar dengelerini doğrudan etkiliyor. General Hatemi’nin ‘son nefese kadar savunma’ yemini, Tahran’ın nükleer müzakerelerden bölgesel operasyonlara kadar hiçbir alanda geri adım atmayacağının en net ilanıdır. Bu agresif tutum, Ortadoğu’daki güç savaşlarının önümüzdeki dönemde daha da sertleşeceğinin habercisi.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir