MENÜ
18 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 46,4510 ▲ %0,18
EURO 53,3305 ▼ %0,32
ALTIN 6.374,53 ▲ %0,47

İran’ın Kilit İsmi Laricani Suikastı: Gölge Savaşında Yeni Gerilim

Tahran Yakınlarında Yankılanan Suikast

Tahran yakınlarındaki bir güvenli ev, geçtiğimiz salı sabahı Orta Doğu’nun tansiyonunu bir kez daha yükselten bir suikasta sahne oldu. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti. Bölgedeki dengeleri sarsan bu olayın ardında, İsrailli yetkililerin ağzından dökülen ifadeler operasyonun bir gece önce planlandığını ancak son anda gelen kritik istihbaratla ertelendiğini gösterdi. Laricani’nin oğlu Murteza, yardımcısı Alirıza Beyat ve birkaç korumasıyla birlikte hedef alındığı kaydedildi.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın Laricani’nin ölümüne dair ilk iddiasının ardından, İran devlet televizyonu, Laricani’nin ofisinden gelen yazılı açıklamayı yayınladı. Açıklama, suikastta Laricani ile birlikte oğlunun, yardımcısının, konsey çalışanlarının ve korumalarının da yaşamını yitirdiğini teyit ediyordu. Bu olay, uzun süredir devam eden ve “gölge savaşı” olarak adlandırılan mücadelenin yeni ve cüretkar bir halkasını işaret ediyor.

Sır Perdesini Aralayan Anlar

The Guardian’ın haberine göre, İsrailli bir yetkili suikastın başlangıçta pazartesi gecesi için planlandığını ancak aniden elde edilen istihbarat bilgileri sayesinde bir sonraki sabaha ertelendiğini belirtti. Bu yetkili, pazartesi öğleden sonra alınan bilgilerin, Laricani’nin sığınaklarından birine doğru yola çıktığını ve saldırı anında oğluyla birlikte orada olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti. Fars Haber Ajansı ise saldırının Tahran yakınlarındaki Perdis kentinde, Laricani’nin kızına ait bir evde gerçekleştiğini duyurdu. Salı sabahının erken saatlerinde Laricani’nin hedef alındığına dair haberler yayılırken, üst düzey bir başka İsrailli yetkili “Bu saldırıdan sağ kurtulma şansı yok” diyerek olayın ciddiyetini vurguladı.

Saldırının ardından İsrail merkezli YNet’in paylaştığı ve Laricani’ye ait olduğu iddia edilen bir el fotoğrafı dikkat çekti. Bu fotoğrafta, Laricani’nin parmağındaki yüzük teşhis için kritik bir detay olarak öne sürüldü. İsrail ordusunun Telegram hesabından yaptığı paylaşımda da Laricani’nin yüzüğünden teşhis edildiği iddia edildi. Sosyal medyada hızla yayılan görüntüler ise Tahran’ın Pardis bölgesindeki evin tamamen yıkıldığını gözler önüne serdi. Bu saldırı, son çatışmaların başlangıcından bu yana İsrail tarafından öldürülen üst düzey İranlı yetkililerin sayısını 10’a yükselttiğini gösteren acı bir tablo çiziyor.

Tarihi Bir Portre: Ali Laricani Kimdi?

Ali Laricani, 1958 yılında Irak’ın Necef şehrinde dünyaya gelen, köklü ve etkili bir aileden geliyordu. Babası, tanınmış bir din alimi olan Mirza Haşim Amuli idi. Ailesi, dönemin Şahı Rıza Pehlevi’nin baskısı nedeniyle 1931’de Necef’e taşınmış, ancak 1961’de İran’a geri dönmüştü. Laricani, genç yaşta 1979’daki İslam Devrimi’nin önde gelen ideologlarından filozof Ayetullah Murteza Mutahhari’nin kızı Feride Mutahhari ile evlenerek güçlü aile bağlarını pekiştirdi.

Eğitim hayatı da siyasi kariyeri kadar dikkat çekiciydi. Ülkenin en prestijli kurumlarından Şerif Teknoloji Üniversitesinde matematik ve bilgisayar bilimi alanında lisans eğitimini tamamladıktan sonra Batı felsefesi üzerine doktorasını yaptı. Özellikle Alman filozof Immanuel Kant üzerine derinlemesine çalışmaları, onun entelektüel derinliğini ortaya koyuyordu. Laricani ailesi, İran siyasetinde uzun yıllar etkili bir konumda bulunuyordu; kardeşlerinden Sadık Laricani uzun süre yargı erkinin başında görev yaparken, Muhammed Cevad Laricani de dış politika ve insan hakları alanlarında önemli görevler üstlenmişti.

İran Siyasetinde Kilit Rolü

1979’daki İran İslam Devrimi sonrasında hızla yükselen Laricani, Devrim Muhafızları Ordusu bünyesinde önemli sorumluluklar üstlendi. Ardından devlet kademelerinde hızla yükselerek Kültür Bakanı olarak görev yaptı ve Radyo ve Televizyon Kurumu (IRIB) başkanlığına getirildi. Bu görevler, onun kamuoyunu etkileme ve şekillendirme gücünü pekiştirdi.

2005 yılında Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri olarak atanması, kariyerinde bir dönüm noktasıydı. Aynı zamanda İran’ın nükleer başmüzakerecisi olarak uluslararası arenada kritik bir figür haline geldi. Bu süreçte İran’ın nükleer programı etrafındaki gerilimleri yönetme konusunda kilit bir rol oynadı. 2007’de bu görevinden ayrılsa da, etkisi devam etti.

2008’de İran Meclisi’ne giren Laricani, 2020’ye kadar tam üç dönem boyunca Meclis Başkanı olarak görev yaptı. Bu dönemde özellikle 2015 yılında İran ile Birleşmiş Milletler Daimi Üyeleri ve Almanya arasında imzalanan, nükleer anlaşma olarak bilinen Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın Meclisteki onay sürecinde hayati bir rol üstlendi. 2020’de Meclis Başkanlığı’ndan ayrıldıktan sonra dönemin İran lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından liderlik danışmanı olarak atandı. 2021 ve 2024 yıllarında cumhurbaşkanlığı adaylığı için yaptığı başvurular Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından onaylanmamış olsa da, Ağustos 2025’te Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri olarak bir kez daha atanması, onun ne denli vazgeçilmez bir devlet adamı olduğunu gösteriyordu. Laricani, ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybettiğinde, Ali Hamaney’in en güvendiği isimlerden biri olarak kabul ediliyordu.

Gölge Savaşının Yükselen Gerilimi

Laricani’nin ölümü, Orta Doğu’daki “gölge savaşının” boyutlarını gözler önüne seriyor. Bu suikast, İsrail ile İran arasındaki gerilimi daha da tırmandırarak bölgedeki kırılgan barış ortamını derinden sarsma potansiyeli taşıyor. Uzun süredir devam eden bu düşük yoğunluklu çatışma, zaman zaman siber saldırılar, vekalet savaşları ve bu tür hedefli suikastlarla kendini gösteriyor. İran’ın nükleer programı, bölgesel nüfuzu ve İsrail’in güvenlik endişeleri, bu karmaşık ilişkinin temel taşlarını oluşturuyor.

Bu olay, sadece bir kişinin ölümü değil, aynı zamanda İran’ın stratejik karar alma mekanizmasında önemli bir boşluk yaratacak bir hamle olarak da okunabilir. İran halkı ve bölge ülkeleri, bu tür olayların ardından gelebilecek olası misilleme ve tırmanmalar konusunda derin bir endişe taşıyor. Bu durum, bölgedeki diplomatik çabaları baltalama ve daha geniş çaplı bir çatışmayı tetikleme riskini de beraberinde getiriyor.

Son Yolculuk ve Yankıları

İran’ın başkenti Tahran, Ali Laricani ve Basij güçlerinin komutanı Gulamreza Süleymani için düzenlenen cenaze törenine ev sahipliği yaptı. Tasnim haber ajansına göre, tören yerel saatle 13.30’da Tahran’daki Devrim Meydanı’nda başladı. Binlerce kişinin katıldığı bu törenler, İran rejiminin kaybettiği önemli figürlere verdiği değeri ve halkın bir araya gelişini simgeliyordu.

Yetkililer, ayrıca 4 Mart’ta ABD’nin İran’ın IRIS Dena savaş gemisine düzenlediği torpido saldırısında hayatını kaybeden 84 denizci için de ayrı bir tören düzenleneceğini açıkladı. Bu ayrı törenler, İran’ın son dönemde yaşadığı kayıpların sadece karada değil, denizlerde de devam ettiğini ve ülkenin birden fazla cephede zorlu bir mücadele verdiğini gösteren sembolik bir mesaj taşıyordu. Laricani’nin ölümü ve ardından gelen bu törenler, bölgedeki gerilimin boyutlarını ve çatışmanın derinliklerini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir