Minab’da Yaşanan İnsanlık Dramı: Kız Çocukları Hedef Alındı
İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde, 28 Şubat günü Şajareh Tayyebeh kız ilkokuluna düzenlenen hain saldırı, ülkeyi yasa boğdu. Masum çocukların eğitim gördüğü bir yuvanın hedef alınması, vicdanlarda derin yaralar açtı. İran Kızılayı Hürmüzgan Eyaleti Genel Müdürü Muhtar Silahşor’un aktardığı bilgilere göre, saldırı anında okulda 170 kız öğrenci ve 26 öğretmen bulunuyordu. Bu korkunç olay, sivil hedeflere yönelik saldırıların insanlık dışı yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi ve uluslararası toplumda büyük bir infial yarattı.
Saldırının ardından başlayan kimlik tespit çalışmaları, cenazelerin parçalanmış olması nedeniyle büyük güçlüklerle yürütülüyor. Şu ana kadar 165 kişinin kimliği belirlenirken, can kaybının 185’e ulaşabileceği endişesi taşıyor. Kimliği henüz belirlenemeyen 20 kişinin DNA testleriyle tespit edilmesi bekleniyor. Hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğu, 7 ila 12 yaş arasındaki 139 ilkokul öğrencisi ve 26 öğretmenden oluşuyor. Bu durum, saldırının acımasızlığını ve masumiyetin nasıl hedef alındığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Birçok aile, çocuklarının akıbeti hakkında endişeyle beklerken, bölgede derin bir travma yaşanıyor.
Yardıma Koşanlar da Hedef Oldu: İnsanlık Dışı Taktik
Muhtar Silahşor, saldırının iki aşamalı olarak gerçekleştiğini açıkladı. İlk patlama sabah saat 10.45 civarında meydana geldiğinde, bölgedeki duyarlı vatandaşlar yaralılara yardım etmek için olay yerine koştu. Ancak, insanlık dışı bir taktikle, saat 11.30 sıralarında ikinci bir saldırı daha düzenlendi. Bu ikinci saldırıda füze kullanıldığı ve özellikle ilk saldırıda yaralananlara yardım etmek için gelen sivillerin hedef alındığı belirtildi. Bu tür bir strateji, sadece hedef alınan kişilerin değil, aynı zamanda kurtarma ekiplerinin ve genel olarak sivil toplumun moralini çökertmeyi amaçlayan, kabul edilemez bir vahşet örneğidir. Toplamda 95 kişi yaralanırken, aralarında öğrenciler, öğretmenler ve kahramanca yardıma koşan sivillerin bulunması, trajedinin boyutunu daha da büyütüyor.
Okul Bölgesi ve Uluslararası Tepkiler
Saldırının gerçekleştiği bölgeye ilişkin iddialar da Silahşor tarafından aydınlatıldı. Okulun yakınında herhangi bir askeri tesis bulunmadığı, bazı iddiaların aksine buranın yıllardır bir ilkokul olarak hizmet verdiği vurgulandı. Bu açıklama, saldırının sivil bir hedefe yönelik kasıtlı bir eylem olduğunu teyit ediyor ve olayın ciddiyetini artırıyor.
Uluslararası alanda ise ABD ve İsrail, saldırıyla ilgili sorumluluk kabul etmedi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, bir soruşturma başlatıldığını ancak ABD ordusunun sivil hedefleri hiçbir zaman hedef almadığını söyledi. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt de benzer şekilde, ABD’nin hava saldırısı düzenlemediğini ve konunun araştırıldığını belirtti. İsrail hükümeti ise büyük ölçüde sessiz kalmayı tercih ederken, ordu yetkilileri bölgede saldırı düzenlemediklerini iddia etti. Bu açıklamalar, olayın faillerinin belirlenmesi ve adaletin sağlanması konusunda uluslararası iş birliğinin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Masum çocukların canına mal olan bu saldırının faillerinin bulunması, bölgedeki ve dünyadaki barış çabaları için hayati bir önem taşıyor.






