Washington ile Tahran arasındaki gizli diplomasi trafiği Tel Aviv’de panik butonuna basılmasına neden oldu. İsrail, kendi çıkarlarının hiçe sayılacağını anladığı an, kirli bir savaş stratejisini devreye sokarak Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da şiddetin dozunu eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye çıkardı. Masada devre dışı bırakılma korkusu, sahada masum insanların kanıyla örtülmeye çalışılıyor.
Beyrut’ta Kanlı Gece: Ateşkes Kağıt Üstünde Kaldı
Lübnan ile varılan ateşkes anlaşması, İsrail’in bölgesel çıkarları söz konusu olduğunda ne kadar değersiz olduğunu bir kez daha kanıtladı. Hizbullah mevzilerini bahane eden Tel Aviv yönetimi, güneydeki Tire kentini abluka altında tutarken, aylar sonra ilk kez başkent Beyrut’u da doğrudan hedef aldı. Bir apartmana düzenlenen hava saldırısında en az 14 sivil can verdi.
Bu saldırıların askeri bir zorunluluktan ziyade, İran’ın ABD ile yürüttüğü müzakerelerde elini zayıflatmak amacıyla yapılan stratejik hamleler olduğu görülüyor. Tel Aviv, Lübnan üzerinden Washington’a kendi rızası dışındaki hiçbir planın işlemeyeceği mesajını vermeye çalışıyor. Siyasi pazarlıklar sürerken bedeli yine masum halk ödüyor.
Bayramı Cehenneme Çeviren Abluka: Gazze Can Çekişiyor
Filistin’de ise tablo çok daha karanlık. Hamas’ın silahsızlanma sürecinde yaşanan diplomatik tıkanıklıklar, İsrail ordusuna yeni bir katliam alanı açtı. Yaklaşık iki milyon insanın açlık ve sefalet içinde hayatta kalmaya çalıştığı Gazze Şeridi, Kurban Bayramı’nı bomba sesleri altında karşıladı. Kuzey bölgesine düzenlenen son saldırılarda aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda sivil hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı.
Sadece Gazze değil, işgal altındaki Batı Şeria’da da durum farksız. Yasa dışı Yahudi yerleşimciler, İsrail askerlerinin koruması altında Filistin köylerine baskınlar düzenleyerek sivil halkın bayramını kabusa çevirdi. Yapılan ev baskınlarında ve ibadethanelere yönelik eylemlerde onlarca sivil gözaltına alınırken, bölgedeki gerilim had safhaya ulaştı.
Bölgesel Savaşın Eşiğindeki Orta Doğu
Analistler, Tel Aviv’in bu agresif tutumunun arkasındaki ana sebebin, Washington-Tahran hattındaki yumuşama sinyalleri olduğunu belirtiyor. İsrail, olası bir ABD-İran mutabakatının kendisini bölgede yalnızlaştıracağını biliyor. Bu yalnızlığı engellemenin yolu ise çatışmayı sürekli sıcak tutmak ve müttefiklerini savaşa dahil etmeye zorlamaktan geçiyor.
Ancak bu tehlikeli oyun, sadece Filistin ve Lübnan halkını değil, tüm Orta Doğu’yu geri dönülemez bir felaketin eşiğine sürüklüyor. Küresel güçlerin bu diplomatik şantaja nasıl yanıt vereceği ise önümüzdeki günlerde netleşecek.
Kaynak: Hürriyet






